Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Soğuk Algınlığı

Türkiye’de sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların önemli bir bölümünü üst solunum yolu enfeksiyonları oluşturmaktadır.

Türkiye'de sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların önemli bir bölümünü üst solunum

Soğuk algınlığı, çoğu zaman hafif seyreden ve kendiliğinden iyileşen bir hastalık olmasına rağmen, sağlık hizmetlerinin yoğun kullanımına ve gereksiz ilaç tüketimine neden olmaktadır. Özellikle antibiyotiklerin uygunsuz kullanımı, hem ekonomik kayıplara hem de küresel ölçekte giderek büyüyen antibiyotik direnci sorununa yol açmaktadır.Bu nedenle soğuk algınlığı yalnızca klinik bir konu değil, sağlık yönetimi, hasta eğitimi, kurum kültürü ve liderlik açısından da değerlendirilmesi gereken önemli bir halk sağlığı problemidir.Soğuk algınlığı; başta rinovirüsler olmak üzere çeşitli virüslerin neden olduğu akut üst solunum yolu enfeksiyonudur. Burun, boğaz ve üst hava yollarını etkileyen bu hastalık genellikle ; Burun akıntısı,burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı, hafif öksürük, halsizlik..,gibi belirtilerle ortaya çıkar. Çoğu hastada belirtiler 7-10 gün içerisinde geriler ve hastalık özel bir tedavi uygulanmaksızın iyileşir.
Toplumda yaygın bir inanış olarak, doktora başvurulduğunda mutlaka bir ilaç verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Oysa soğuk algınlığında tedavinin amacı hastalığı ortadan kaldırmak değil, belirtileri hafifletmek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.Çünkü hastalığın etkeni çoğunlukla virüstür ve bağışıklık sistemi enfeksiyonu doğal süreç içerisinde kontrol altına alır.Bu nedenle, dinlenme,yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme, gerektiğinde semptom giderici ilaç kullanımı, çoğu zaman yeterli olmaktadır.
Antibiyotikler bakterilere karşı geliştirilmiş ilaçlardır. Viral enfeksiyonlarda etkili değildirler. Buna rağmen birçok hasta, antibiyotik kullanmadığında iyileşemeyeceğini düşünmektedir. Bu yanlış algı, sağlık çalışanları üzerinde de zaman zaman reçete baskısı oluşturabilmektedir.Gereksiz antibiyotik kullanımının sonuçları şunlardır; Antibiyotik direncinin artması, yan etki görülme sıklığının yükselmesi, sağlık harcamalarının artması, gelecekteki enfeksiyonların tedavisinin zorlaşması, hastaların gereksiz ilaç tüketimine yönelmesi. Bugün antibiyotik direnci, dünya genelinde en önemli halk sağlığı tehditlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Hasta Beklentisi ve güven sorunu ; Modern sağlık sistemlerinde önemli sorunlardan biri de hasta beklentileridir. Bazı hastalar, muayene sonunda ilaç reçete edilmediğinde yeterince tedavi edilmediklerini düşünmektedir. Oysa başarılı sağlık hizmeti, her zaman daha fazla ilaç vermek anlamına gelmez. Başarılı sağlık hizmeti, doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedavinin uygulanmasıdır. Bu noktada sağlık çalışanlarının iletişim becerileri büyük önem taşımaktadır. Hastaya hastalığın doğal seyri anlatıldığında ve güven ilişkisi kurulduğunda gereksiz ilaç talebi önemli ölçüde azalmaktadır. Soğuk algınlığı, sağlık kuruluşlarına en sık başvuru nedenlerinden biri olmasına rağmen çoğu zaman kendiliğinden iyileşen viral bir enfeksiyondur. Hastalığın yönetiminde temel yaklaşım, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak ve bilimsel kanıtlara dayalı tedavi uygulamaktır