Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Türkiye’de Artan İlaç Tüketimi ve Akılcı İlaç Kullanımı Açısından Değerlendirilmesi

Son yirmi yılda Türkiye sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir dönüşüm yaşamıştır.

Son yirmi yılda Türkiye sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir dönüşüm

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte vatandaşların sağlık kuruluşlarına ulaşımı kolaylaşmış, muayene sayıları hızla artmış ve sağlık hizmetlerinden yararlanma oranı belirgin şekilde yükselmiştir. Ancak bu gelişmelerin doğal bir sonucu olarak ilaç tüketiminde de ciddi bir artış meydana gelmiştir.

OECD verilerine göre Türkiye, kişi başına düşen doktor başvurusu açısından en üst sıralarda yer almaktadır. Ortalama bir vatandaş yılda yaklaşık 15 kez sağlık kuruluşuna başvurmaktadır. Bu oran OECD ortalamasının oldukça üzerindedir. Buna karşın Türkiye’nin kişi başına ilaç harcaması birçok gelişmiş ülkenin altında kalmaktadır. Bunun temel nedeni ilaç fiyatlarının kamu politikalarıyla kontrol altında tutulması ve muadil (eşdeğer) ilaç kullanımının yaygın olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye’de “yüksek ilaç kullanımı, görece düşük ilaç harcaması” şeklinde bir yapı ortaya çıkmıştır. Artan muayene sayıları, kısa muayene süreleri ve hasta beklentileri reçeteleme davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Sonuç olarak daha fazla reçete yazılmakta ve ilaç tüketimi artmaktadır.

Sorunun Akılcı İlaç Kullanımı Açısından Değerlendirilmesini yaparsak; Dünya Sağlık Örgütü’ne göre akılcı ilaç kullanımı, hastaların klinik ihtiyaçlarına uygun ilacı, uygun dozda, uygun sürede ve en düşük maliyetle kullanmalarıdır. Türkiye’de ilaç tüketimindeki artışın tamamı gereksiz kullanım anlamına gelmemektedir. Nüfusun yaşlanması, kronik hastalıkların artması ve sağlık hizmetlerine erişimin genişlemesi de bu artışın nedenleri arasındadır. Ancak bazı durumlarda gereksiz antibiyotik kullanımı, fazla ilaç yazımı ve birkaç ilaç birlikte kullanımı gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu noktada çözüm yalnızca kısıtlama getirmek değil, davranış değişikliği oluşturmaktır.

Akılcı İlaç Kullanımının yaygınlaştırılmasında “lider etkileyiciliği modeli” önemli bir yaklaşım olabilir. Bu modelde sağlık sisteminin güven duyulan aktörleri, davranış değişikliğinin öncüsü haline gelir. Akademisyenler ,aile hekimleri, uzman hekimler, klinik şefleri, eczacılar  akılcı ilaç kullanımının liderleri olarak konumlandırılabilir. Hastalar, resmi kurumlardan çok, güvendikleri sağlık profesyonellerini dikkate almaktadır.. Bu nedenle; Hekimlerin gereksiz reçete yazımını azaltması , Eczacıların hasta eğitimine daha aktif katılması, Akademik liderlerin bilimsel rehberleri yaygınlaştırması, medyada güvenilir sağlıkta isim yapmış kişilerin yer alması…, akılcı ilaç kullanımını teşvik edecek güçlü araçlar olacaktır.

Sonuç olarak; Türkiye’nin sağlık sistemindeki başarısı, sağlık hizmetlerine erişimin artmasını sağlamıştır. Ancak bu başarı beraberinde yüksek muayene ve yüksek ilaç tüketimi gibi yeni sorun alanları oluşturmuştur. Gelecekte sürdürülebilir bir sağlık sistemi için hedef, ilaç kullanımını azaltmak değil, ilacın doğru hastada, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Bu amaçla akılcı ilaç kullanımı politikalarının güçlendirilmesi ve lider etkileyiciliği modeliyle hem sağlık çalışanlarının hem de toplumun davranışlarının dönüştürülmesi önemli bir strateji olarak değerlendirilebilir.

Böylece sağlık hizmetlerine erişim korunurken gereksiz ilaç tüketimi azaltılabilir, hasta güvenliği artırılabilir ve sağlık kaynakları daha verimli kullanılabilir.