Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

NASIL MUTLU OLURUZ?

Mutluluk; kişinin hayatındaki pozitif olayların farkında olması, bu olayları aslında kendisinin seçtiğinin, olaylar üzerinde kontrolü olduğunu anımsamasıdır. Burada söylenilmek istenilen aslında kısacası kumandanın elinde olmasıdır.

Mutluluk; kişinin hayatındaki pozitif olayların farkında olması, bu olayları aslında

Tabi ki bu kadar da kolay değil, tabi sizi neyin mutlu ettiğinizi bilmeniz gerekir ki; onları tekrar oluşturarak mutluluğunuzu sürdürebilin. Mutlu olabilmek için yoğunluk değil sıklık önemlidir. Küçük şeylerden mutlu olmak ve bunların hayatımızdaki önemini fark etmek, negatif şeyleri azaltmaya çalışmak önemlidir.

Yaş ve eğitimin mutlulukla az çok ilgisi vardır. Evlilik duygusal mutluluğun devamı için önemli bir faktördür. Araştırmalar, evli insanların bekârlara göre kendilerini daha iyi hissettiğini söylüyor. Kişiliğiniz mutluluğunuzun belirleyicilerinden biri; Dışa dönüklük, kendine güven bireysellik yarattığı için mutluluğu getiriyor.

Dışa dönük insanlar, içekapanık olanlara göre yalnız kalsalar da, sosyal olmayan bir işte çalışsalar da daha mutlu oluyorlar. Mutluluk doğuştan gelen özellikle de alakalıdır. Akıl ve mutluluk arasında ilgi yoktur. Kişinin geçmişi, hedeflerine ulaşıp ulaşamaması kendine koyduğu amaçların üstüne çıkabilmesi mutluluğu belirleyen diğer faktörlerdir. Aktif insanlar mutludurlar.

Sizi mutlu eden şeyi kendiniz araştırıp bulmalısınız, kesin olan tek şey mutluluğun öylece oturup bekleyerek gelmediğidir…

Mutluluk;

Bazıları için mutluluk, karamsar üzgün ve umutsuz bir şekilde giden sevgilinin dönmesi umududur…

Mutluluk, sağlıklı ve sevdikleriyle, sevenleriyle beraber olmaktır…

Mutluluk;

Mutlu olabilme sanatını öğrenebilmektir.

Başkalarını mutlu edebilme kabiliyetini geliştirebilmektir.

Sen ben onlar milyonlar…

Mutluluk; peşinden koşmayanı gelip bulan bir ödüldür…

***

Neden Mutlu Değiliz? Neden Mutluluğu Arıyoruz?

İnsanın en büyük iki özelliği mutlu olma çabası ve bir şeyin mutlaka kulu olmasıdır.

Aşağıdaki örnekler size tanıdık geliyor mu?

Ah bir üniversiteyi kazansam çok mutlu olacağım.

Ah şu okul bitsin iyi bir işe gireyim çok mutlu olacağım.

Ah şu çocukla bir evlensem çok mutlu olacağım.

Ah şu araba benim olsa ne mutlu olurdum.

Ah bir çocuğum olsa çok mutlu olacağım.

Ah bizim oğlan askerliğini bir bitirse çok mutlu olacağım.

Ah bizim kız bir evlense çok mutlu olacağım.

***

*Mutluluk bir amaç mı, bir sonuç mu olmalıdır?

*Mutluluk, manevi değerlere mi bağlıdır, maddi değerlere mi bağlıdır?

*Maddi değerlerin edinilmesiyle edinilen geçici hal mutluluk kapsamında değerlendirilebilir mi?

*Mutluluk kişinin diğerleri hakkındaki hareketleriyle ne derecede ilişkilidir, diğer insanlarla birlikte yaşamayan, toplumdan yalıtılmış biri mutlu olabilir mi?

*Istırap ya da mutsuzluğu tatmamış biri mutlu olabilir mi?

 

 

 

Mutluluk nedir?

İnsanları izlemek, analiz etmek, her şeyden önce de kendimizi tahlil etmek, ihmal edilmemesi gereken bir davranış biçimidir.

Görüyorsunuz ya Sevgili Okuyucularım; neredeyse her sayfada ayrı bir mutluluk tarifi vardır. Kişiye, şartlara ve zamana göre değiştiği için her sayfada olması normaldir. Kimseye mutluluğun gerçek tarifini buldurmaya çalışmıyorum. Sadece mutluluğun nerelerde olduğunu anlatmaya özen gösteriyorum.

Günler, aylar, yıllar hızla akıp gidiyor. Ve biz bunu nasıl kullanmaktayız? En değerli varlık olan zamanı israf mı etmekteyiz? Bir imtihan meydanı olan (sonsuzluk içinde, bir şimşek çakışı kadar bile önem ifade etmeyen) ömrü nasıl değerlendirmekteyiz?

 

 “Bütün mutsuz olanlar, yalnız kendi mutlulukları peşinde koşanlardır. Bütün mutlu olanlar ise başkalarının mutlu olması için çalışanlardır.” (Budizm)

“Engelleri aşmak, varoluşun en büyük hazzıdır; bunlar ticaret ve iş yaşamındaki maddi şeylerde de olabilir, öğrenme ve bilimsel araştırmadaki düşünsel şeylerde de olabilir; bu engellerle savaşmak ve onları yenmek mutluluk verir.” (Schopenhauer)

“İnsanın gerçek varlığını bilmesi mutluluk, unutması ise elemdir.” (Sri Nisargadatta Maharaj)

“Mutluluk, kim olduğunuza ya da nelere sahip olduğunuza değil, tamamıyla ne düşündüğünüze bağlıdır.” Dale Carnegie

***

‘‘Mutluluk’’ sözlüklerde tarif edildiği gibi ‘‘Bütün özlemlere, bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişmekten duyulan kıvanç durumu’’ değildir.

Eğer mutluluk bu demekse, aslında mutluluk diye bir şey yoktur. Çünkü dünyada bütün özlemlerine, bütün isteklerine eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişen bir Allah’ın kulu yoktur. Diyelim ki böyle biri var. Onun içinde bulunduğu duruma da mutluluk değil ‘‘mutsuzluk’’ denir. Adam her şeye erişmiş; ne istek kalmış ne özlem. Eee, ne olacak şimdi?

‘‘Sen sözlüklerden iyi mi bileceksin’’ demeyin. Bu tarifler gökten zembille inmedi; sizin benim gibi birileri tarafından yapıldı. Üstelik mutluluk elle tutulur, gözle görülür bir nesne olmadığına göre, ne anlama geldiği kişiden kişiye değişebilir; hatta kişinin içinde bulunduğu şartların değişmesine göre bugünden yarına da…

Etrafımızda olup biten her şeyin içinde mutluluk ve mutsuzluk bir arada var. Birini ya da ötekini bulup çıkarmak bize kalmış.

Aslında pek de derin karmaşık bir konu değil. İnsanların kendilerini ‘‘iyi’’ ya da ‘‘kötü’’ hissettikleri zaman dilimleri var deyip geçmek, en doğrusu. Mutluluk öyle sanıldığı gibi bir dağın arkasında gizli değildir. Aslında hemen yanınızdadır. Sadece onu görmeniz ve yakalamanız yetiyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her ne kadar kötü durumda kalırsanız kalın. Dünyanızın alt üst olduğunu düşünmeyin. Üstadın dediği gibi;” Ne biliyorsunuz, altının üstünden daha iyi olmadığını”

Dünyanın salt mutluluk ve huzur için yaratılmadığı, daha ziyade sıkıntı çekilecek bir imtihan yeri olduğu bizlere din âlimleri tarafından da hatırlatılıyor. Bu sıkıntılara sabırla cevap vermek ve isyandan kaçınmak daha sonra ahiret nimetleriyle ödüllendirilmemiz için bir yol aynı zamanda.

Aynı üstat ne diyor; “Sıkındılar ve dertler misafir gibidir. Onlara güzel davranın. Misafirler ya akşam olunca ya da sabah olunca giderler. Gönderenin hatırına iyi davranın…”

***

İtalyanlar, mutluluğu bozmamak için başka önerilerde de bulundular;

*Kaynana dırdırından kaçın.

*Çocukların eğitimi ve hayatın anlamı gibi konuları tartışmayın.

*Eşinizden gizli alışveriş yapmayın.

*Ortak hobiler bulun.

*Birlikte tatile çıkın, geziler hayal edin, alış veriş yapın.

***

Eski bir atasözü var: ‘‘Mutluluk, ne kadar sahip olduğunuza değil sahip olduklarınızla ne kadar şükrettiğinize bağlı ve çok şeye sahip olmak mutlu olacağınız anlamına gelmez.”

Holden, değişen mutluluk ile kalıcı mutluluk arasında kesin bir ayırım olduğunu söylüyor: ‘‘Ve mutluluk kesinlikle yakalanmaz. Amerikan etiği mutluluğun takibidir fakat mutluluğun takibi fikri mutluluğun içinizden gelmediği fikrinden gelir. Takip sizi açgözlü ve bencil yapabilir.”

 

James’in son satırı Profesör Argyle, Holden ve Dalai Lama’dan farklı değil: ‘‘Mutluluk bir çeşit sosyal bir şebekenin içinde olmak demek. Memnuniyet iyi ilişkilerden gelir. Bu da derin hislerle olur yoksa yüzeysel olanlarla değil.’’

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamı Geç