Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

EYLÜL GELDİ: HAVALAR SOĞUYOR, OKULLAR AÇILIYOR… GRİP KAPIDA MI?

EYLÜL GELDİ: HAVALAR SOĞUYOR, OKULLAR AÇILIYOR… GRİP KAPIDA MI?

EYLÜL GELDİ: HAVALAR SOĞUYOR, OKULLAR AÇILIYOR… GRİP KAPIDA MI?

 

Takvim yaprakları eylülü gösterdiğinde hayatımızda yalnızca mevsim değişmez. Okullar açılır, toplu taşıma araçları kalabalıklaşır, kapalı ortamlarda geçirilen süre artar. Bununla birlikte grip, soğuk algınlığı ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının da kapıyı çalma zamanı yaklaşır. Yazın sıcak ve açık havalı günlerinden sonbaharın serin, kapalı ve daha kalabalık ortamlarına geçerken bağışıklık sistemimizi de yeni mevsime hazırlamamız gerekir.Bu mevsim grip rahatsızlığının artışının gözlenmesiyle bilinir. Ancak burada önemli bir ayrım var, Her burun akıntısı grip değildir. Soğuk algınlığına çok sayıda farklı virüs neden olabilir. Grip ise influenza virüslerinin yol açtığı, genellikle daha ani başlayan ateş, belirgin halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı ve öksürükle seyreden bir hastalıktır. Özellikle yaşlılarda, gebelerde, küçük çocuklarda , kronik hastalığı bulunanlarda daha ağır seyredebilir. Özellikle yüksek riskli grupların influenza açısından korunmasına dikkat edilmelidir..

Okulların açılmasıyla ne değişiyor? Çocukların okula dönmesiyle birlikte yüzlerce çocuğun aynı sınıfta uzun saatler geçirmesi, enfeksiyonların kişiden kişiye bulaşmasını kolaylaştırabilir. Çocuklar hastalığı evlerine taşıyabilir, evde anne-baba, kardeş, büyükanne ve büyükbabaya bulaştırabilir. Bu nedenle korunmanın ilk basamağı son derece basittir. El temizliği, ortamların havalandırılması, hasta iken mümkün olduğunca evde kalmak ve öksürürken ağzı kapatmak. Kapalı ortamların düzenli havalandırılması da özellikle sonbahar ve kış aylarında önem kazanır.

Grip aşısı olmalı mıyım? İşte her sonbaharda en fazla tartışılan sorulardan biri bu. Cevap aslında kişiye göre değişmekle birlikte, grip aşısı özellikle risk grubundaki kişiler için çok önemlidir .Dünya Sağlık Örgütü; yaşlıları, gebeleri, sağlık çalışanlarını, kronik hastalığı bulunanları ve küçük çocukları öncelikli gruplar arasında saymaktadır. Özellikle;

  • 65 yaş ve üzerindekiler,
  • Gebeler,
  • Kalp-damar hastalığı bulunanlar,
  • Kronik akciğer hastalığı ve astımı olanlar,
  • Diyabet hastaları,
  • Böbrek, karaciğer ve bağışıklık sistemiyle ilgili kronik hastalığı olanlar,
  • Bağışıklığı baskılanmış kişiler,
  • Sağlık çalışanları,
  • Küçük çocuklar ve yaşlılarla yakın yaşayan kişiler ,grip aşısı konusunda hekimleriyle görüşmelidir. Sağlık Bakanlığı’nın erişkin aşılama bilgilerinde de özellikle gebelikte grip aşısının her gebelikte uygulanması önerilmektedir.

Aşı grip yapar mı? Toplumda hala yaygın olan yanlış inanışlardan biri de budur, “Grip aşısı oldum, grip oldum.”  İnaktif grip aşıları grip hastalığına neden olmaz. Aşıdan sonra kol ağrısı, hafif ateş, halsizlik gibi kısa süreli yan etkiler görülebilir. Üstelik grip virüsü her yıl değişebildiği için aşı da her yıl yeniden hazırlanır. Dünya Sağlık Örgütü 2026–2027 kuzey yarımküre sezonu için kullanılacak aşıların içeriğine ilişkin yeni önerilerini Şubat 2026’da yayımlamıştır. Bu nedenle “Geçen yıl aşı oldum, bu yıl gerekmez” düşüncesi doğru değildir.

Aşı ne zaman yapılmalı? Grip mevsimi başlamadan önce bağışıklığın oluşması açısından sonbahar ayları uygun dönemdir.  Sağlık Bakanlığı’nın grip bilgilendirmesinde ekim ve kasım ayları tercih edilen dönem olarak belirtilmektedir. Ancak aşılanmamış kişilerde grip sezonu devam ettiği sürece daha geç dönemde de aşılama yapılabilir. Dolayısıyla eylül ayı, “Aşı zamanı geldi mi?” diye düşünmeye başlamak için oldukça uygun bir zamandır.

Antibiyotik gribi tedavi eder mi? Hayır. Grip bir virüs hastalığıdır. Antibiyotikler ise bakterilere karşı kullanılan ilaçlardır. Bu nedenle basit bir grip veya viral üst solunum yolu enfeksiyonunda doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmak hem gereksizdir hem de antibiyotik direncinin gelişmesine katkıda bulunur. Ancak grip sonrasında bakteriyel zatürre gibi komplikasyonlar gelişirse doktor değerlendirmesiyle antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Ne zaman doktora başvurmalıyız? Her nezle ve grip belirtisinde hastaneye koşmak gerekmez. Ancak özellikle risk grubundaki kişilerde dikkatli olunmalıdır. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç değişikliği, ciddi halsizlik, morarma, uzun süren veya yeniden yükselen ateş, sıvı alamama ya da mevcut kronik hastalığın belirgin şekilde kötüleşmesi durumunda tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir. Çünkü bazen basit başlayan bir solunum yolu enfeksiyonu zatürre gibi ciddi bir tabloya dönüşebilir.

Eylülü bir “sağlık kontrolü” fırsatına çevirelim. Eylül yalnızca okulların açıldığı, yaz tatilinin sona erdiği ay değildir. Aynı zamanda kışa hazırlanmak için güzel bir fırsattır. Aşılarımızı gözden geçirelim. Kronik hastalıklarımız varsa kontrollerimizi yaptıralım. Çocuklarımızın aşılarını kontrol edelim. Ev ve sınıfları havalandıralım. Ellerimizi daha sık yıkayalım. Hasta olduğumuzda “İşe de okula da giderim, bir şey olmaz” demeyelim. Ve en önemlisi…Her ateşte antibiyotiğe, her öksürükte rastgele ilaca sarılmayalım. Çünkü hastalıktan korunmanın en etkili yolu çoğu zaman hastalandıktan sonra ilaç aramak değil, hastalanmadan önce doğru önlemi almaktır.

Eylül bize yeni bir mevsim getiriyor. Serin havalar, açılan okullar, kalabalıklaşan ortamlar…Grip de kapımızı çalabilir. Ama doğru bilgi, doğru zamanda yapılan aşılama ve basit korunma önlemleriyle o kapıyı açmak zorunda değiliz.

Sağlıklı bir sonbahar dileğiyle…

Reklamı Geç