Yılın son haftasındayız.
Normal şartlarda bu zamanlar; durup düşünme, geride kalan yılı tartma, yeni yıla dair umut kurma zamanıdır ama bugün toplumun büyük bir kısmı için yılın sonu, hesap yapma değil hayatta kalma bilançosu çıkarma haftasına dönüşmüş durumda.
Herkes yorgun.
Ve bu yorgunluk artık gizlenemiyor.
Yorgunluk bireysel değil, toplumsal…
Günümüz toplumunu anlamak için filozof Byung-Chul Han’ın “Yorgunluk Toplumu” tespitine kulak vermek gerekiyor. Han, modern insanın artık dış baskılarla değil, kendi kendini zorlayarak tükendiğini söyler.
Bugün insanlar:
- Daha çok çalışıyor
- Daha çok dayanıyor
- Daha çok susuyor
Ancak karşılığında daha az kazanıyor, daha az güvende hissediyor, daha az umut ediyor.
Bu yüzden yorgunluk artık bir ruh hâli değil, bir toplumsal iklim.
Geçim derdi tahammülü aşındırıyor…
Tahammül, insanın iç rezervidir.
O rezerv doluysa insan sakin olur; boşsa en küçük meselede taşar.
Bugün geçim derdi:
- İnsanların sabrını kemiriyor
- İlişkileri sertleştiriyor
- Gündelik hayatta dili keskinleştiriyor
Marketteki bir sıra, trafikteki bir bakış, iş yerindeki basit bir uyarı. Hepsi büyük tepkilere dönüşebiliyor.
Çünkü insanlar birbirine değil, yetmeyen hayata tepki veriyor.
Yıl sonu: Umut değil, hesap haftası
Yılın son günlerinde birçok evde konuşulan şey yeni hedefler değil:
- Artan borçlar
- Yetmeyen maaşlar
- Ertelenen ihtiyaçlar
- “Bir yıl daha nasıl geçti?” sorusu
Bu tablo, insanları daha hassas, daha kırılgan ve daha gergin hâle getiriyor.
Yorgunluk arttıkça empati azalıyor. Empati azaldıkça tahammül bitiyor.
Tahammülsüzlük bir karakter bozukluğu değil
Bugün toplumda gördüğümüz sertlik, kabalık ya da öfke; çoğu zaman bir ahlak meselesi değil.
Bu, uzun süredir biriken yorgunluğun dışa vurumu.
Kimse kimseye bağırmak istemiyor ama herkesin içinde, “Artık dayanamıyorum” diyen bir ses var ve o ses, çoğu zaman yanlış yerde yükseliyor.
Asıl tehlike: Normalleşen yorgunluk
Yorgunluk kalıcı hâle gelirse, insanlar bunu hayatın doğal parçası sanmaya başlar.
İşte en tehlikeli nokta burasıdır.
Çünkü yorgunluğun normalleştiği yerde:
- Nezaket lüks olur
- Sabır tükenir
- Toplumsal bağlar zayıflar
Ve herkes kendi içine çekilir.
Son Söz
Yılın son haftasında şunu fark etmeliyiz:
Yaşadığımız tahammülsüzlük, bireysel bir sorun değil; yorgun bir toplumun işaret fişeğidir.
Yeni yıla gerçekten başlamak istiyorsak, önce bu yorgunluğu görmeli, sonra geçim derdiyle ezilen insanın sesini duymalıyız.
Çünkü umut, ancak yorgunluk hafiflediğinde yeşerir.
