Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Yeni Doğan Sarılığı , Masum Bir Sarılık mı, Yoksa Hayati Bir Uyarı mı ?

Bir bebeğin yüzünde başlayan sarılık çoğu anne-babayı korkutur. Oysa yenidoğanların önemli bir bölümünde görülen sarılık, çoğunlukla geçici ve tedavi edilebilir bir durumdur.

Bir bebeğin yüzünde başlayan sarılık çoğu anne-babayı korkutur. Oysa yenidoğanların

 

Bir bebeğin yüzünde başlayan sarılık çoğu anne-babayı korkutur. Oysa yenidoğanların önemli bir bölümünde görülen sarılık, çoğunlukla geçici ve tedavi edilebilir bir durumdur. Ancak “Nasıl olsa yenidoğan sarılığıdır, geçer” düşüncesi tehlikeli olabilir. Çünkü bazı durumlarda kandaki bilirubin düzeyi yükselerek bebeğin beynini etkileyebilir.Yeni doğmuş bir bebeğin cildinde ve göz aklarında görülen sarı renk, çoğunlukla kandaki bilirubin maddesinin yükselmesinden kaynaklanır. Yenidoğan döneminde sarılık oldukça sık görülür.

Peki bilirubin neden yükselir? Bilirubin, vücudumuzda yaşlanan alyuvarların parçalanması sırasında ortaya çıkan doğal bir maddedir. Erişkinlerde karaciğer bilirubini işleyerek vücuttan atılabilir hale getirir. Ancak yenidoğanda durum biraz farklıdır.Bebeğin alyuvarlarının yaşam süresi daha kısadır ve doğumdan sonra büyük miktarda alyuvar parçalanır. Bunun yanında yenidoğanın karaciğeri henüz erişkin kadar etkin çalışmamaktadır.Sonuçta bilirubin üretimi artarken atılımı yeterince hızlı olmayabilir. Ve bebeğin cildi sararmaya başlar. Bu durum çoğu zaman fizyolojik yenidoğan sarılığıdır ve kendiliğinden düzelir. Ancak her sarılık fizyolojik değildir.Yenidoğan sarılığında anne-babanın dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri sarılığın ne zaman başladığıdır.Özellikle doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde ortaya çıkan sarılık, normal kabul edilip geçiştirilmemelidir.Çünkü erken başlayan sarılık, kan uyuşmazlığına bağlı hemoliz, enfeksiyon veya başka hastalıkların belirtisi olabilir. Bu nedenle “Bebeğin sarılığı var ama daha bir günlük” demek, rahatlatıcı değil, tam tersine doktor değerlendirmesini gerektiren bir durumdur. Yenidoğan sarılığında tedavi kararı yalnızca bebeğin ne kadar sarı göründüğüne bakılarak verilmez. Asıl önemli olan kandaki toplam bilirubin düzeyidir. Üstelik tek başına bilirubin değerine bakmak da yeterli değildir.Bebeğin, kaç saatlik olduğu,kaç haftalık doğduğu,kilosu,bilirubinin yükselme hızı,kan uyuşmazlığı veya hemoliz olup olmadığı,G6PD (enzim) eksikliği, enfeksiyon vb durumların bulunup bulunmadığı hep birlikte değerlendirilir. Bu durumda yeni doğanın  takibi yapılarak tedavi edilir. Tedavide hastane şartlarında fototerapi kullanılır. Halk arasında “ışık tedavisi” veya “mavi ışık” olarak bilinen fototerapi, yenidoğan sarılığının en önemli tedavilerinden biridir.Bebeğin çıplak cildine özel dalga boyundaki ışık uygulanır.Bu ışık bilirubini, vücudun daha kolay atabileceği formlara dönüştürür. Böylece bilirubin düzeyi düşmeye başlar. Burada önemli bir ayrıntı vardır, Fototerapi, güneşe çıkarmak değildir.Evde bebeği pencere önüne koymak veya güneş altında tutmak, hastanede uygulanan kontrollü ve ölçülmüş fototerapinin yerine geçmez.Modern fototerapide kullanılan özel LED cihazları belirli dalga boylarında ve belirli yoğunlukta ışık verir.

Yenidoğan sarılığının asıl korkulan komplikasyonu, bilirubinin çok yüksek düzeylere ulaşarak beyin dokusunu etkilemesidir. Bilirubinin beyne zarar vermesi sonucunda akut bilirubin ensefalopatisi gelişebilir .Daha ileri durumda ise kernikterus adı verilen kalıcı nörolojik hasar ortaya çıkabilir. Kernikterus, hareket bozuklukları, işitme kaybı, göz hareketlerinde bozukluk ve kalıcı nörolojik problemlere yol açabilir.İşte bu nedenle yenidoğan sarılığında amaç yalnızca bebeğin sarı rengini ortadan kaldırmak değildir.Amaç, bilirubinin beynin zarar görebileceği seviyelere ulaşmasını engellemektir.Bazı bebeklerde de bilirubinin beyne zarar verme riski daha yüksektir.Özellikle, prematüre veya düşük gebelik haftalı bebekler, kan uyuşmazlığı bulunan bebekler,  hemoliz, yani alyuvarların hızlı parçalandığı durumlar, G6PD eksikliği bulunan bebekler,  Enfeksiyon veya ciddi klinik sorunları olan bebekler, Beslenmesi yetersiz, emmesi zayıf veya fazla kilo kaybeden bebekler daha yakından izlenmelidir.

Reklamı Geç