Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

UCUZ GIDA ARARKEN SAĞLIĞIMIZDAN VAZGEÇMEYELİM

UCUZ GIDA ARARKEN SAĞLIĞIMIZDAN VAZGEÇMEYELİM

UCUZ GIDA ARARKEN SAĞLIĞIMIZDAN VAZGEÇMEYELİM

Ekonomik zorluklar gıdaya erişimi de etkiliyor.Gıda, insan yaşamının temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak son yıllarda yaşam maliyetlerinin artması, özellikle dar ve orta gelirli vatandaşların sağlıklı ve dengeli beslenmeye ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ağustos 2026 verilerine göre tüketici fiyatları yıllık %31,51 artarken, gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık artış %33,79 olarak gerçekleşmiştir. Tarım ürünleri üretici fiyatlarında da yıllık %21,91 artış görülmüştür. Bu tablo, gıdanın hem üretici hem de tüketici açısından önemli bir ekonomik baskı oluşturduğunu göstermektedir.Bu şartlarda tüketicinin sebze, meyve, bakliyat, et, tavuk ve balık gibi temel gıdaları daha uygun fiyatlarla satın almak istemesi son derece anlaşılabilir bir durumdur.

Ancak burada önemli bir tehlike ortaya çıkmaktadır. Ucuz olan her gıda kötü değildir; fakat olağan piyasa koşullarının çok altında satılan ürünlerde, ürünün nasıl üretildiği, saklandığı ve piyasaya sunulduğu mutlaka sorgulanmalıdır.

Gıda güvenliği yalnızca fiyat meselesi değildir. Türkiye’de gıda güvenilirliği konusunda temel yasal çerçeveyi 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu oluşturmakta ve bu kanuna dayanılarak 200’ün üzerinde ikincil mevzuat bulunmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda güvenilirliği konusunda yetkili otoritedir. Türk Gıda Kodeksi ise gıdaların güvenilir ve sağlıklı şekilde üretilmesine ilişkin teknik ve hijyen kurallarını belirleyen temel mevzuat bütünüdür.

Bu kurallar;

  • üretim ve işleme koşullarını,
  • hijyen kurallarını,
  • gıdalardaki katkı maddelerini,
  • pestisit kalıntılarını,
  • veteriner ilaç kalıntılarını,
  • mikotoksinleri,
  • ağır metal ve diğer bulaşanları,
  • etiketleme ve ambalajlamayı,
  • depolama ve taşıma koşullarını,
  • numune alma ve analiz yöntemlerini

kapsamaktadır.

Dolayısıyla bir gıdanın yalnızca görünüşünün güzel olması veya ucuz olması, onun güvenli olduğunu göstermeye yetmez.

Sebze ve meyvelerde riskler. Sebze ve meyvelerde üretim sırasında kullanılan bitki koruma ürünlerinin mevzuata uygun kullanılması ve hasat sonrasında izin verilen kalıntı limitlerinin aşılmaması önemlidir.Uygun olmayan üretim veya hasat koşullarında;

  • pestisit kalıntıları,
  • mikrobiyolojik bulaşma,
  • ağır metal ve diğer çevresel bulaşanlar,
  • uygun olmayan depolama nedeniyle küf ve bozulma gibi riskler ortaya çıkabilir.

Özellikle çok ucuz olduğu için kaynağı ve üretim koşulları bilinmeyen ürünlerde tüketicinin daha dikkatli olması gerekir.

Bakliyat ve tahıllarda riskler.Mercimek, nohut, fasulye, pirinç ve diğer kuru gıdalar uzun süre depolanabildiğinden, depolama koşulları büyük önem taşır. Uygun olmayan sıcaklık ve nem koşulları;

  • küflenmeye,
  • böceklenmeye,
  • mikotoksin oluşumuna,
  • ürünün besin ve fiziksel kalitesinin bozulmasına neden olabilir.

Özellikle küflenmiş, kötü kokan veya ambalajı ve menşei şüpheli ürünler yalnızca “ucuz olduğu için” tercih edilmemelidir.

Et, tavuk ve balıkta risk çok daha ciddi olabilir. Hayvansal gıdalarda uygun olmayan üretim, işleme, taşıma veya soğuk zincir koşulları mikrobiyolojik açıdan ciddi riskler oluşturabilir. Et ve tavukta uygun olmayan sıcaklıkta bekletme veya hijyen eksiklikleri çeşitli gıda zehirlenmelerine yol açabilecek mikroorganizmaların çoğalmasına neden olabilir. Balık ve diğer su ürünlerinde ise ürünün tazeliği, soğuk zincir ve saklama koşulları özellikle önemlidir.

Bu nedenle hayvansal ürünlerde olağan piyasa fiyatının çok altında bir fiyat görüldüğünde yalnızca “fırsat” olarak değerlendirmek yerine şu sorular sorulmalıdır:

Ürün nereden geliyor?
Nasıl muhafaza edildi?
Soğuk zincir korunmuş mu?
Etiket ve izlenebilirlik bilgileri mevcut mu?
Satış yeri kayıtlı ve denetimli mi?

Ucuz gıda ile sağlıksız gıdayı birbirine karıştırmamak gerekir. Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir, “Her ucuz ürün sağlıksız değildir “.Sezon ürünü olması, üretimin bol olması, üreticinin doğrudan tüketiciye satış yapması, kampanya yapılması veya ürünün ambalajının daha sade olması gibi nedenlerle tamamen mevzuata uygun ve güvenilir bir gıda daha düşük fiyata satılabilir. Asıl sorun, maliyetleri düşürmek amacıyla hijyen, soğuk zincir, hammadde kalitesi, izlenebilirlik veya mevzuata uygunluk gibi temel güvenlik unsurlarından taviz verilmesidir. Bir ürünün çok ucuz olması tek başına mevzuata aykırılık anlamına gelmez. Ancak olağan dışı düşük fiyat, kaynağı belirsiz ürünlerde dikkat edilmesi gereken bir işaret olabilir.

Sağlığımıza verebileceği zararlar

Mevzuata uygun olmayan veya uygun olmayan koşullarda üretilen ve saklanan gıdaların tüketilmesi;

  • akut gıda zehirlenmelerine,
  • kusma ve ishale,
  • ciddi sıvı ve elektrolit kaybına,
  • bazı enfeksiyonlara,
  • özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve bağışıklığı zayıf kişilerde ağır hastalıklara neden olabilir.

Bunun yanında bazı kimyasal bulaşanlara veya mikotoksinlere uzun süre maruz kalınması, akut zehirlenmeden farklı olarak uzun vadeli sağlık riskleri oluşturabilir. Dolayısıyla gıda güvenliği yalnızca “bugün zehirlenir miyim?” sorusundan ibaret değildir. Gıdanın üretimden sofraya kadar geçen bütün süreci insan sağlığı açısından önem taşır. Ekonomik zorluklar tüketiciyi daha bilinçli olmaya zorlamamalı, sistemi daha güvenli hale getirmelidir. Gıdaya erişimde ekonomik güçlük yaşayan bir vatandaşa yalnızca “daha kaliteli gıda al” demek yeterli değildir. Çünkü insanların sağlıklı beslenme hakkı, gelir düzeyine göre değişmemelidir. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle vatandaş daha ucuz ürünlere yöneliyorsa, burada kamu denetiminin önemi daha da artmaktadır. Düşük gelirli tüketici, ucuz gıda satın aldığı için daha yüksek sağlık riskiyle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bu nedenle üreticilerin mevzuata uygun üretim yapması, satış noktalarının denetlenmesi, soğuk zincirin korunması, etiketleme ve izlenebilirliğin sağlanması ve uygunsuz ürünlerin piyasaya girmesinin önlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Tüketici ne yapabilir? Tüketici açısından birkaç basit kural önemli bir koruma sağlayabilir:

  1. Kaynağı belirsiz üründen kaçınmak.
  2. Et, tavuk ve balıkta soğuk zincire dikkat etmek.
  3. Ambalajı bozulmuş, şişmiş veya hasarlı ürünleri almamak.
  4. Son tüketim tarihi ve saklama koşullarını kontrol etmek.
  5. Küflenmiş veya bozulmuş gıdaları tüketmemek.
  6. Etiket ve izlenebilirlik bilgileri bulunmayan ürünlerde dikkatli olmak.
  7. Olağan piyasa fiyatının çok altında olan ürünlerde “Neden bu kadar ucuz?” sorusunu sormak.

Şüpheli gıda ürünleri konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 174 Gıda Hattı bulunmaktadır.

Sonuç

Günümüz ekonomik koşullarında vatandaşın ucuz gıda araması doğal ve anlaşılırdır. Ancak gıda fiyatlarının yükselmesi, gıda güvenliğinden vazgeçmek anlamına gelmemelidir. Ucuz gıda ile güvenli olmayan gıda aynı şey değildir. Asıl hedef, mevzuata uygun, sağlıklı, besleyici ve ekonomik olarak erişilebilir gıdanın herkes için ulaşılabilir olmasıdır. Çünkü sağlıklı beslenme bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır. Bir kilogram etin, bir kasa sebzenin veya bir paket bakliyatın ucuz olması sevindirici olabilir; fakat bu ucuzluğun bedeli insan sağlığı olmamalıdır.

Reklamı Geç