Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Değirmencik’in İdam Fermanı: Masa Başı Yalanlar ve Rant Terörü

Bir köyü yok etmek için illaki evleri ateşe vermenize gerek yoktur.

Bir köyü yok etmek için illaki evleri ateşe vermenize gerek

Havasını zehirler, suyunu kurutur, toprağını taş tozuna boğarsanız; o köy zaten ölür. Sakarya’nın Ferizli ilçesine bağlı Değirmencik köyünde bugün tam olarak bu sessiz ve sinsi cinayet işleniyor. Karşımızda sadece bir “maden ocağı” veya “mıcır kırma tesisi” projesi yok; karşımızda bir köyün yaşam hakkına, insan sağlığına ve toprağa dayalı binlerce yıllık üretim kültürüne kasteden pervasız bir rant terörü var.

Bu terörün en acımasız silahı ise, klimalı ofislerde, doğaya ve insana kör gözlerle yazılan sahte ÇED raporlarıdır. Bir şirket düşünün ki; devletin kurumlarına sunduğu dosyada, Değirmencik’in can damarı olan, köylünün tarlasını sulayıp hayvanını otlattığı dereyi haritadan bir kalem darbesiyle silebiliyor! “Bölgede su kaynağı yoktur, tarım alanı vasfı taşımaz” diyerek devletin aklıyla alay ediyor, açıkça evrak üzerinde sahtekarlık yapıyorlar. Neden mi? Çünkü o suyu görürlerse, o dinamitleri patlatamazlar. O verimli toprakları raporlara yazarlarsa, rant çarklarına yasal bir kılıf uyduramazlar.

Daha da korkuncu, gözü dönmüş bu sermaye hırsının insan sağlığını zerre kadar umursamamasıdır. “Kapasite artışı” gibi masum ambalajlara sarılarak köyün kapısına dayanan bu cehennem makineleri, yerleşim alanlarına ve bölgedeki cezaevine sadece 150 metre mesafede kurulmak isteniyor! 150 metre… Bu bir yatırım değil, bu açıkça bir zehirleme operasyonudur.

Devasa kırma-eleme makinelerinin gece gündüz kusacağı taş tozu, o köydeki çocukların akciğerlerine dolacak. 150 metre ötede patlatılan her dinamit, sadece kayaları değil, o köydeki insanların huzurunu, psikolojisini ve geleceğini parçalayacak. Hayvancılık bitecek, bağ bahçe kuruyacak, toprağın bereketi zehirlenecek. Masa başındakiler ceplerini doldururken, Değirmencik halkı astımla, KOAH’la ve amansız hastalıklarla baş başa bırakılacak.

Geçmişte Sakarya 2. İdare Mahkemesi’nin verdirdiği iptal kararlarını, bölgedeki suyun ve ormanın korunması gerektiğini kanıtlayan bağımsız bilirkişi raporlarını çabuk unutanlar, bugün aynı oyunu yeni şirket isimleri ve daha büyük yalanlarla sahnelemeye kalkıyor. Ancak unuttukları bir şey var: Değirmencik halkı bu masa başı yalanları yutmaz!

Devletin yetkili kurumlarına ve denetim mekanizmalarına buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Şirketlerin size sunduğu o kopyala-yapıştır, yalan dolan raporlara değil; gidin o derenin sesine, o toprağın bereketine ve o insanların haklı isyanına kulak verin. İnsan hayatı, halkın sağlığı ve bir köyün varoluşu, üç beş rantiyecinin bilançosuna kurban edilemez.

Bizler bu sayfalardan, Değirmencik’in havasına, suyuna ve nefes borusuna uzanan o kirli ellere karşı sonuna kadar kalemimizle ve yüreğimizle duracağız. Çünkü biliyoruz ki; toprağını ve yaşam hakkını savunanlar, eninde sonunda o kağıttan rant kulelerini yerle yeksan edecektir!

Mesele sadece Değirmencik değildir. Ülkemizin güzide kurumlarını sahte beyan ve raporlarla kandırmaya çalışanlar Kocaeli’nden de Ankara’dan da ülkemizin her yerinden tepki göreceklerdir. Değirmencik sadece köyün içinde yaşayan insanlardan ibaret de değildir. Hiç kimse bu olayları bir oldu bittiye getirmeye çalışmasın. Köylü kendi haklarını tüm hukuki zeminlerde aramaya ve ülke çapında sesini duyarmaya devam edecektir!

Reklamı Geç