Bizler insan olarak yaratılanların en kıymetlisi yani eşref-i mahlukat olarak bizi yaradan bu şekilde şereflendirmiş ve yeryüzünde ve gökyüzünde daha doğrusu evrende gördüğümüz ve göremediğimiz tüm canlıları, varlıkları biz insanların yaşamı boyunca ve dünya var olduğu sürece hizmetine sunmuştur. Bu kadar nimeti biz kullarına hediye eden Allah’mıza sonsuz şükürler etmemiz gerekir. Evrende şerefli olan biz Allah’ın kulları ne kadar layığız, bunu beşeri ilişkilerimiz de ne kadar uygulayabiliyoruz? Ahir zaman dediğimiz bu asırda yaşanılan olayları, beşerî ilişkileri incelediğimizde sosyal bir çöküntünün bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle git gide erezyona uğradığını hep birlikte yaşamaktayız. Zira Türk toplumundaki gelenek, örf adetlerimizin vahşi kapitalizmin planladığı, tasarladığı ve şuan ki gençliğimizi dejenere ederek teknoloji çağı yaftası ile sanal oyunlar vs. Türk aile yapısına uygun olmayan adeta çökerten, yozlaştıran birtakım tuzaklar kurarak Z kuşağı dediğimiz gençlerimizin birçoğunu etkileyerek mankurtlaştırmaya çalışıyorlar. Mankurt hakkında kısaca bilgi verirsek Mankurt, Türk dünyasında hafızasını, kimliğini ve geçmişini kaybetmiş; başkalarının iradesine tamamen boyun eğmiş kişi anlamında kullanılan bir kavramdır. Her ne kadar Avrupa-i özentiye kapışmaya çalışan bazı güruhlar olsa da asıl durum gençliğimizi ve geleceğimizi teknoloji vs. adı altında yok etmekteler. Dejenerasyona uğratmaya çalıştıkları gençlerimizi çocuklarımızı bu bataklıktan nasıl kurtarmamız gerektiğini hepimizin düşünmesi elzemdir. Ailelerin yeterince müdahale edemediği bilgisayar oyunları vs. gibi çocuklarımızın gelişim çağında yani buluğ çağında yanlış yönlendirerek en sonunda ok yaydan çıkarcasına birkaç ay öncesinde okul arkadaşlarını katleden sanal oyun etkisinde kalan bir gencin vahşiliğini hep birlikte yaşadık bu ve buna benzer hadiselerin her zaman olacağı olasılığı yüksektir. Bu konuda toplum olarak hepimize büyük görevler düşüyor ebeveynler olarak çocuklarımızı devamlı kontrol altında tutmamız ve arkadaşları ile olan iletişimin sağlıklı olması adına gerekli uzmanların desteğini almak gerek. Bu minvalde ilerlendiğinde çocuklarımızla olan yakın ilişkilerimizi anne, baba olarak daha da pekiştirmek gerekir. Baskı ve suçlamakla çocuklarımızı kendimizden uzaklaştırırız. Çocuklarımız sanal alemin ve sokaklardaki art niyetlilerin eline düşer sonradan ah vah demeden kişilikleri oturana kadar önce güven, yakınlaşmak ve ilgi alaka çocuklarımızı her türlü pespayelikten uzak tutar. Aile olarak çocuklarımıza her şeyden ahlak kavramını ve manevi değerlere yani din, vatan, bayrak ve büyüklerimize dede, nine, amca, hala, dayı, teyze ve akraba birlikteliğini kendimiz beşeri ilişkilerimizde yaşayarak çocuklarımıza örnek olmalıyız. Bizler kumar, içki ve sigara gibi zararlı maddeleri kendimiz kullanıyorsak çocuklarımızdan yapmamalarını istemek gibi bir haklı yanımız olamaz onların en büyük idolleri anne ve baba okul çağına başlarken de öğretmenleridir. Bu mantaliteyle yola çıkmak gerekir. Evet ahlak kavramından bahsetmiştim namaz beş vakit ise ahlak 24 saat olmalıdır. Ahlakın olmadığı yerde ibadetinde beyhude olduğunu, ahlaklı bir müslüman asla ve kata menfaati için karşısında kim olursa olsun kötü düşünceler içerisinde olamaz Allah sevgisi olan hiç kimse üç günlük dünyanın hevesi için amiyane bir terim olan fırıldak olmaz yazımızın başında bahsettiğim gibi eşrefi mahlukat olmaya layık olalım cenabı hakkın rızasına nail olmamız dileğiyle kalın sağlıcakla
Üç günlük dünya için fırıldak olmak…
Kıymetli okurlarım, bu yazım da hiç bir hedef ve isim zikretmeden herkesin kendi hissesine ne düşüyorsa onu kendine yakıştırması veya alması açısından genel olarak bir değerlendirme yapmak istiyorum.
