Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CESARET VE KORKAKLIK ÜZERİNE

Hayatta bize sunulan hazır senaryoların dışına çıkmaya kalkıştığımızda, ilk başta birçok şey ters gitmeye başlar.

Hayatta bize sunulan hazır senaryoların dışına çıkmaya kalkıştığımızda, ilk başta

Hayatta bize sunulan hazır senaryoların dışına çıkmaya kalkıştığımızda, ilk başta birçok şey ters gitmeye başlar. Çünkü ne zaman dayatılan kuralları yıkmaya çalışsak, en çok da sevdiklerimizle karşı karşıya geliriz. Kendimiz olabilmek için önce en yakınımızdakilerle mücadele etmemiz gerekir. Kazanırsak kendimizi buluruz; kaybedersek, başkalarının yazdığı bir hayatı yaşamak zorunda kalırız. Ama her zaferin de bir bedeli vardır; bazen bu bedel, en sevdiklerimizi geride bırakmaktır.

Bukowski der ki: “Kalabalığa karışmak hiçbir yetenek gerektirmez. Ama yalnız ve dik durmak gerçekten çok şey gerektirir.”

Peki neden birilerinden vazgeçemiyoruz? Neden onlar tarafından vazgeçilebilir olmaktan bu kadar korkuyoruz? Çünkü hâlâ onlar için yaşıyoruz. Hayatımızın direklerini başkalarının ellerine bırakmışız. Ve sonra, onların da bizim için aynı fedakârlığı göstermesini bekliyoruz. Ama bu, çoğu zaman karşılıksız kalan samimiyetsiz bir beklentiden ibaret.

Gerçek şu: Yalnızlıktan korkuyoruz.

Bugün birçok genç, evlilik hayaline düğün masrafları, ekonomik zorluklar ya da sosyal baskılar nedeniyle mesafeli yaklaşır. Ancak iş ciddileştiğinde, bir anda adaptasyon başlar: salonlar tutulur, davetiyeler hazırlanır. Bu değişimin arkasında, yıllarca üzerimizde gölge gibi duran aile ve toplum baskısı vardır. Çünkü “ne olacak canım, iki saatlik şey” deyip geçerler. Oysa bu iki saatlik “şey”, bazen bütün hayatımızı etkileyebilir.

Peki ya biz ne yapıyoruz? Kendimiz gibi davranmaz, sırf başkaları üzülmesin diye onların yolundan gidersek, bizden geriye ne kalır? Eleştirmek kolay, ama çözüm üretmek zordur. Öyleyse en başta yapmamız gereken şey, iletişim kurmayı öğrenmek. Her şeyi bir gecede anlatmak, karşımızdakini çıkmaza sürükleyebilir. O yüzden insanı tanımak, sabırla işlemek gerek. Tıpkı bir halıyı ilmek ilmek dokur gibi.

“Uyum sağlamak” kolaydır ama kendinden vazgeçmek pahalıya patlar. Sürekli uyum politikaları geliştirmek yerine bazen yıkmalı, yeniden inşa etmeliyiz. Uçmayı öğrenmek için önce uçurumun kenarında yürümek gerek.

Bazen çevremizdeki insanlar da bir “masanın kenarına çarpma” acısını yaşamalı. Çünkü fedakârlıklar zamanla bir zorunluluğa dönüşebilir. İnsan kendiyle kalmayı öğrenmeden, bir başkasıyla sağlıklı bir ilişki kuramaz. Aksi halde sadece “bağımlı” olur. Ailesinden sağlıklı bir sevgi görmemiş, özgürce gelişmesine izin verilmemiş bireyler, hayat boyu bu eksikliğin peşinden koşar. Sevgi, saygı, birey olma bilinci; tuvalet eğitimi kadar temel bir ihtiyaçtır.

Bu yazıyı okurken belki de ilk kez bazı şeylerin farkına varacaksınız. Ve bu farkındalık sizi başlangıçta mutsuz edebilir. Ama unutmayın, ayağınızı bir yerlere çarptığınızda duyduğunuz acı, yaşadığınızın kanıtıdır.Cesur yürek olmanıza gerek yok. Sadece kendiniz olun. Yeni tanıştığınız birine hayalini kurduğunuz kişiyi anlatmak yerine, artık o kişi olun. Hayatı, memleketi, aileyi hep birilerinin değiştirmesini beklemeyin. Bu hayatın başrolü sizsiniz. Ve bu rolü kimseye kaptırmayın.

Kendinize saygı duyun ki, başkaları da nerede durması gerektiğini bilsin.

 

YORUMLAR

7 adet yorum var

  1. Bizim coğrafya insanında en çok olan şeylerden biri cesaret, ancak yanlış yerlerde kullanıyorlar sayın hocam. Her şey de olduğu gibi bunu da doğru kullanamıyoruz ülke olarak. Selamlar sevgiler..

  2. 🌱 “Kendi Hayatının Direksiyonuna Geçmek” kolay değil…
    Yazar, bu yazısında toplumun dayattığı rollerle bireysel özgürlük arasındaki çatışmayı oldukça çarpıcı bir dille ele almış.
    Okurken sadece düşünmüyor, aynı zamanda sorguluyorsunuz.
    Fedakârlık, aile baskısı, uyum sağlama kaygısı ve birey olma mücadelesi gibi pek çok önemli konu, samimi ve içten bir üslupla işlenmiş.
    Bazı satırlar sizi rahatsız edebilir ama tam da bu rahatsızlık, farkındalıkla başlıyor.
    Kalabalığa karışmanın kolaylığı ile kendi yolunu çizmenin zorluğu arasındaki farkı görmek isteyen herkes için etkileyici bir yazı.

  3. Bu hayatin başrolü sizsiniz,bu rolü başkasına kaptırmayın…nasil etkilwyici bir kapanış bu.Kalemine yüreğine saglik⭐

  4. Yazarın burda bizlere vermek istediği mesaj salt bazı konular üzerinden olsada aslında derinlere inmeden sizi sıkmadan sadece bir mesale üzerinden anlatmak istemiş.
    Ama asıl anlatılmak istenen doğumdan ölüme kadar hayatın tüm alanında aynı tercihlerin bizlerin önünde olabileceğidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Garip bir çağın içindeyiz.
Sıradaki Haber Herkes Doğruyu Biliyor Ama Kimse Doğru Değil
Reklamı Geç