Yaşımızın ilerlemesi, deneyimlerimizin ve sorumluluklarımızın artması sonucunda farklı hedeflere yöneliriz. Başarı yaptıklarınızın doğal bir sonucu olup, hiçbir zaman başkaları tarafından gümüş bir tepsi içinde sunulmaz.
Başarının en büyük göstergesi, insanın kendi yaşamını kontrol edebilmesidir. Kontrol etmek fiilinin iki anlamı vardır. Biri “denetlemek ve engellemek” diğeri ise “sorumluluk almak ve yönetmek”tir.
1966’da Julian Rotter; dünyalarının kontrolünün kendi ellerinde olduğuna inanan insanlarla, kontrolün şans, diğer insanlar gibi dış etkenlere bağlı olduğuna inanan insanlar arasında farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur.
Birinci grubun içsel bir kontrol alanı ikinci grubun da dışsal bir kontrol alanı olduğunu söylemiştir. Roter araştırmasına göre, kendi yaşamlarını kontrol edeceklerine inananlar, bunu gerçekleştirirler.
Yaşamlarını kendilerinin kontrol edemeyeceğine inanan insanlar daha kolay baskı altına girerler ve başkaları tarafından yönlendirilebilirler, daha az azim gösterirler, hatta felaketlerle daha farklı baş ederler.
Örneğin kalp krizinden sonraki iyileşme döneminde, dışsal alan kontrolüne inanan kişiler, daha pasif olurlar ve hemşirelerle daha az işbirliği yaparlar demiştir.
Başarının Formülü Dört Ana Adımdan Oluşmaktadır:
1- İstediğin şeyin ne olduğunu belirlemek;
Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gideceğinin hiç bir önemi yoktur. İstediğiniz şey, hedefiniz veya vizyonunuzdur. Vizyon, kendinizi ileride görmek istediğiniz fotoğraftır. Vizyonla hedefin arasındaki fark, vizyonun daha büyük bir gelecek olması, hedeflerin ise büyük geleceğe giden yolda belirlenmiş basamaklar olmasıdır. Bir vizyona ulaşabilmek için, kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli hedefler belirleyebilirsiniz.
2-Harekete geçmek;
Başlamak bitirmenin yarısıdır. Bu ilke, hayalperestlerle başarılı insanların arasındaki farkı gösterir. Başarılı insanlar bir yerden başlayanlardır. Riskleri göz ardı etmeden başlamak gereklidir. Bunun için taktik ve strateji belirlemek yararlı olacaktır. Rüzgârın değil, yelkenin yönünü değiştirerek yol alınabileceğinin bilinmesidir.
3-Atılan adımları kontrol etmek;
Sezgilerimizi, gözlemlerimizi, geribildirimlerimizi dikkate alarak attığımız adımlar bizi hedefe yaklaştırıyor mu görürüz.
4-Davranışlarda esneklik geliştirmek;
İlerleyeceğimiz yol için belirlediğimiz taktik ve stratejileri her an değiştirmemiz gerekebileceğini bilmemizdir. Attığımız adımların sonuçlarını erken görmek, başarısızlık diye algıladığımız durumdan kurtulmak için taktik değiştirmemizi sağlayacaktır.
Daha Fazla Mutluluk, Daha Fazla Başarı:
Shawn Achor, Harvard Üniversitesi tarafından defalarca ödüle layık görülen bir eğitimci. Kitabı “Mutluluk Avantajı” çok satanlar arasında yer alıyor. Şirketlere ve kuruluşlara pozitif düşüncenin kurumları nasıl olumlu etkileyeceğini anlatan sunumlar yapıyor. TED Konferansları için yaptığı konuşma “Daha İyi Çalışmanın Mutlu Sırrı” 5 milyondan defa izlenmiş durumda.
İnsanlar başarılı oldukça daha fazla mutlu olacaklarına inanırlar: Daha çok çalış, daha çabuk terfi et, daha çok kazan, daha fazla mutlu ol. Shawn Achor bunun tam tersini söylüyor ve bilimin de bu görüşü desteklediğini belirtiyor: “Mutlu olmak için daha fazla başarılı olmaya çalışmayın, daha başarılı olmak için mutlu olun.”
Achor’ın araştırmaları ve bilimsel veriler, mutlu olduğumuzda etkileşime daha açık olduğumuzu ve beynimizin daha verimli çalıştığını gösteriyor. Daha yaratıcı, motive, dikkatli ve istekli oluyoruz. Forbes’dan Kathy Caprino, Shawn Achor ile yaptığı görüşmede bunun nasıl mümkün olduğunu soruyor.
Mutluluğumuzu Neler Etkiler ve Bunları Nasıl Yönetebiliriz?
Mutluluğun üç büyük habercisi optimism (davranışınızın eninde sonunda bir fark yaratacağına olan inanç), sosyal bağlar ve stresi nasıl kabul ettiğimizdir (bir meydan okuma olarak mı, bir tehdit olarak mı?). Eğer daha fazla mutlu olmak istiyorsak, düşünce tarzımızı ve davranışlarımızı değiştirmeliyiz.
Mutluluğumuzu arttırmak için her gün yapabileceğimiz egzersizler var mı?
1.Şükran duyun. Her gün varlığı için şükran duyduğunuz üç yeni şeyi bir yere yazın.
2.Günlük tutun. Her gün iki dakikanızı ayırın ve olumlu bir deneyiminizi kaleme alın.
3.Spor yapın.
4.Meditasyon yapın. Her gün 2 dakika nefes alışverişinize konsantre olun.
5.Sıradan iyilikler yapın. Mesela bir arkadaşınıza ya da meslektaşınıza iyi dileklerinizi içeren bir e-posta atın veya hayranlık duyduğunuz birini sosyal medya üzerinden tebrik edin.
Bunları 21 gün boyunca yapın ve düşünce tarzınızda olumluya kayan kalıcı bir geçiş olduğunu göreceksiniz.
Mutluluk Avantajı Tam Olarak Nedir?
Beyniniz pozitif bir algıya sahipken, negatif, nötr ya da stresli olduğu zamanlardan çok daha iyi çalışıyor. Olumlu bir psikoloji ile başladığımız her iş ve eğitim aktivitesi gelişmeye daha elverişli. Satışlar %37, verimlilik %31 yükseliyor. Terfi alma şansınız %40 artıyor. Ofiste etkileşiminiz 10 kat artıyor. Daha uzun yaşıyorsunuz, derslerinizde daha başarılı oluyorsunuz.
Bir Boş Kavanoz İki Fincan Kahve:
Ne Zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman bir boş kavanozu ve iki fincan kahveyi hatırlayınız!
Bir gün bir bilge adam, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir bos kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer bilge adam önündeki kutulardan bir tanesini aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar öğrenciler evet doldu derler, bilge adam bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, öğrenciler de koro halinde evet derler.
Bu sefer bilge adam masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır. Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
Bilge adam öğrencilerin gülüşünü destekleyerek evet diyerek; “Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım” der.
Bir Düşünelim…
Burada bilge adamın kavanozun içini insanın hayatını temsil eder biçimde simgelendiğini tenis toplar ise yaşamın içindeki önceliklerimiz olup, mıcır ve kum ise önceliklerimiz arasında ikinci ve üçüncü sırayı almaktadır.
Şimdi düşündüğümüzde hayatımızda önceliklerimiz nelerdir ona bakmalıyız, bunlar eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız, kardeşimiz, arkadaşlarımız ve dostlarımızdır. Yani kısacası bizim için önemli olan her şeydir.
Mıcır taşları ise ikinci derecede önemsediğimiz, iş, araba, ev vb. gibilerdir. Bilge adama göre kum ise üçüncü derecede önemsediğimiz küçük şeylerdir.
Şimdi olayın analizine bakalım. Bilge adam boş kavanozun içine ilk önce kum ile doldurmuş olsaydı ne olurdu? Hiç birimiz bir ömür boyu yaşantımızı küçük şeylerle uğraşmakla geçirmeyi veya israfa mahkûm etmeyi istemeyiz. Böyle olsaydı hayata önemsediğimiz değerleri yaşatmaya hiç zamanımız kalmazdı.
Burada yapacağımız tek şey bütün benliğimizle dikkatimizi gücümüzü mutluluğumuz için önem arz eden noktalara endeksleyip bunlarla zamanı iyi değerlendirip öncelikleri belirlememizdir. Bunlar günü birlik yapmamız gereken işlerimiz olmasına rağmen çoğu zaman unutuyoruz, niye unuttuğumuzu da bilemiyoruz, çünkü hep bir şey olmaz dedikçe uçuruma doğru gidiyoruz.
Şunu unutmamak lazım yaşamın içinde en sağlıklı ve dinamikleri sağlam olan temel çekirdek aile temelidir. Onun için çocuklarınızla oyun oynama zamanını kaçırmayın, haftada bir gün eşinizle baş başa yemek yiyerek sohbet etmeyi unutmayınız. Sağlığınıza dikkat ediniz yani kısaca öncelikle kavanoza tenis toplarını yerleştirmeyi unutmayınız. Siz bunları yaptıktan sonra geriye mıcır ve kum kalır.
Tabi bunları anlatırken yukarda unuttuğumuz iki kahve fincan neyin nesidir, dememiz gerekir. Dikkat ederseniz kavanoza öncelik sıralamasına göre tenis toplarını sonra mıcırı ve daha sonra kumu ilave ettik, dedik, koşullar ne kadar zor olursa olsun bu dolu hayat içerisinde her zaman için sevdiklerimizle (Bir fincan kahve içecek kadar yer ve zamanın var olup olmadığını gördük)
İşte değerli okuyucular yaşantınızda ne kadar boş zamanınız olmazsa bile mutlaka sevdiklerinizle küskün, dargın, kalbini kırdığınız insanlar için mutlaka bir fincan kahve içecek kadar her zaman yeriniz olsun.
Aşk’ta Mutlu Olmanın Sırları:
Mutlu olmak insan yaşamında yeme içme kadar gerekli olmazsa olmazlardandır. Mutsuz insan hastalığa davetiye çıkaran ve hayatından zevk almayan insan haline gelir. Mutluluk insan hayatının vazgeçilmezidir. Oluşan bir hadise sizi mutsuz ettiği zaman mutlu olacak başka uğraşlar bulmalısınız.
İnsan hayatında yaşadığı en büyük mutluluklardan birisidir aşk. Aşk acısıyla tatlısıyla yaşanması gereken güzel bir duygudur. Yaşamdan zevk almanın bazı yolları ve kuralları vardır.
Yaşamdan zevk almak istiyorsanız rahat olmayı da bilmeli size yapılan her hatayı görmemelisiniz. Aşkta sağlıklı bir birliktelik için ilişki yaşadığınız kişiyi iyi tanımaya çalışmalısınız her hareketine alınmayı bir kenara bırakmalısınız.
Tabi karşınızdaki kişi yalan söylüyor, sizi aldatıyor ise bu gibi hatalara sessiz kalamaz ve ilişkiyi yürütemezsiniz. Bu aşamada sevdiğiniz kişinin düzelmesi için çaba gösterebilir ve onu yaptığı hatalardan da vazgeçirebilirsiniz.
Yaşamınızda mutlu olmanın yolları ve aşkta mutlu olmanın yolları herkesin kendisinden geçer. Yaşamdan zevk almanın yolları arıyorsanız kendinizi keşfetmelisiniz ve her zaman kendiniz olmalısınız. Kendinizi her halinizle sevmeyi başarabilir hatalarınızı yanlışlarınızı affetmeyi de öğrenmelisiniz.
Öncelikle kendinizi sevin ve yaşam enerjinizi yüksek tutun. Aşkta mutlu olmanın yolları ise öncelikle kendinizi siz olduğunuz gibi kabul edin ve karşınızdaki kişiye de her zaman doğal davranın. İnsanların mutsuz olmasının sebeplerinin en başında gelen hata herkesi değiştirebileceğini düşünmektir. İnsanlar kendilerini değiştiremezken aşk yaşarken karşısındaki insanı kolaylıkla değiştireceğini düşünür.
Kendisini değiştiremeyen insan karşısında kendine âşık birini çok kolay değiştireceğini düşünür. Aşkta mutsuz olmanıza neden olacak büyük bir sorundur bu ve zaman içerisinde aşkınızın bitmesine neden olur.
Aşkın taze kalması, aşkın sizi ömrünüzün sonuna kadar sıcak tutması için karşınızdaki insanları değiştirme düşüncesinden vazgeçmelisiniz. Aşkta mutlu olmak için taleplerinizi sıfıra indirmelisiniz.
Aşk bir duygu işidir. Duygunun coşkulu yaşandığı bir ilişkide menfaat ve para gibi mevzular dâhil olduğu anda aşk yara alır ve zaman içerisinde tükenir. Aşkınız için yaşayın aşk insanı yaşama bağlar, aşk insanı mutlu eder. Mutluluk aşkın sihrini bozmadan uzun yıllar yaşamanızda gizlidir. Aşk insan kimyasının vazgeçilmezidir.


