Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu’nda modern insanın en büyük sorununu şöyle tarif eder:
“İnsan artık başkasının değil, kendi kendisinin zorbasıdır.”
Bugün mutluluk da bu zorbalığın bir parçası hâline geldi. İnsanlar iyi olmak zorunda değil; iyi görünmek zorunda. Çünkü bu çağda zayıflık paylaşılmaz, yorgunluk saklanır, eksiklik gizlenir. Herkes ayakta kalmaya çalışırken, kimse düştüğünü söylemez. Ekonomik baskılar bu sahte iyilik hâlinin en güçlü mimarı. Geçim derdi büyüdükçe duygular küçülür. Kaygı, stres ve belirsizlik sıradanlaşır ama dillendirilmez. Yoksulluk artık bir durum değil, bir mahcubiyettir. İnsanlar yoksul olduklarını değil, yorgun olduklarını bile saklar.
Nietzsche’nin şu sözü bugün hiç olmadığı kadar tanıdık geliyor:
“İnsan, dayanamayacağı gerçekler karşısında kendine masallar anlatır.”
Sosyal medya bu masalların en parlak sahnesi. Herkes mutlu anlar paylaşıyor çünkü mutsuzluk algoritmaya yakışmıyor. Ama görünmeyen bir gerçek var: Bu kadar çok mutluluk gösterisi, aslında ne kadar az mutluluk yaşandığının kanıtı.
Bu sahte iyilik hâli insan ilişkilerini de çürütüyor. Samimiyet azalıyor, temas yüzeyselleşiyor. İnsanlar birbirine yaklaşırken bile temkinli. Kimse kimseye yük olmak istemiyor. Çünkü herkesin sırtında aynı ağırlık var ve herkes bununla yalnız başına baş etmeye çalışıyor.
Bugün alıştığımız şey tam da: Sahte mutluluklar. Gerçek olmayan sevinçler, içi boş “iyiyim”ler, içten gelmeyen kahkahalar. Ve bu alışkanlık, ahlaki bir aşınmayı da beraberinde getiriyor. Küçük yalanlar normalleşiyor, suskunluk erdem sayılıyor, “idare ederiz” cümlesi bir hayat felsefesine dönüşüyor.
Belki de bu çağda en zor olan şey, gerçekten iyi kalabilmek. İyi görünmeden, iyi hissetmeden, rol yapmadan… Bunun yolu da gösterişten değil, hayat ekonomisini yeniden kurmaktan geçiyor. Daha az tüketmekten, daha çok sadeleşmekten; başkalarına benzeme çabasından vazgeçmekten.
Çünkü mutluluk bir vitrin değil.
Bir denge hâlidir.
Ve denge, gösterilmez; yaşanır.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Bu kadar iyi görünürken, neden bu kadar iyi değiliz?
NİYAZİ BAY
