Ne kadar çalışırsam o kadar başarılı ve mutlu olurum diyenlerdenseniz, mutluluk gurusu Shawn Achor’a göre yanlış düşünüyorsunuz. Peki, mutlu olmak için ne yapmalı?
Mutluluk gurusu Shawn Achor, yöneticilerin hem kendi hayatlarında hem şirketlerinde nasıl mutluluk yayabileceklerini ve olumlu beynin avantajlarını anlattı.
Shawn Achor, yıllarca Harvard’da mutluluk üzerine ders vermiş bir pozitif psikoloji uzmanı. Mutlulukla ilgili bildiğimiz pek çok doğruyu kökten sarsıyor. Achor, “Ne kadar başarı olursam o kadar mutlu olurum” anlayışının yıkıldığını söylüyor.
Ona göre olumlu yaklaşım başarının ön habercisi. Kişi önce mutlu olmaya odaklanırsa ardından başarı geliyor. Achor, “İşte sosyal çevre geliştiren kişilerin, terfi almada yüzde 40 daha başarılı olduğunu araştırmalarla ortaya koydum. İster yüz yüze ister sanal olarak çalışanların diğerleriyle meşgul olması, birbirlerine destek vermesi işyerinde mutluluk getiriyor” diye konuşuyor.
İş dünyasında “Çok çalışırsam başarırım, başarı elde ettikçe de daha mutlu olurum” anlayışı hâkim… Ama mutluluk gurusu Shawn Achor, bu anlayışın tersini savunuyor.
“Bu düşünce hem başarımıza hem mutluluğumuza engel oluyor” diyen pozitif bilimci, her kazandığımız zaferde beynin başarı çizgisini değiştirdiğini ve pozitif psikoloji araştırmalarına göre tüm hayat boyunca her alanda başarı elde edilse de mutluluk seviyesinin aynı kaldığını açıklıyor.
Son 10 yılda iş dünyasında giderek daha çok yer bulan pozitif psikolojinin en etkin araştırmacılarından Achor, “Olumlu bir beyin yaratmaya öncelik verirsek her işimiz hızla iyi sonuçlar verir. Modern ekonomide en önemli rekabetçi avantaj, olumlu ve meşgul bir beyin” diye konuşuyor.
Shawn Achor, adını Harvard’da verdiği mutluluk dersleri ile duyurdu. 2007’de mutluluk üzerine araştırmalarını sürdürdüğü ve danışmanlık verdiği Good Think şirketini kurdu. Ardından 2010 yılında “Hapiness Advantage” (Mutluluk Avantajı) ve bu yıl “Before Hapiness” (Mutluluktan Önce) kitabını yayınladı ve iki kitap da en çok okunanlar listesine girmeyi başardı.
“Mutluluğun yüzde 90’ı, kişinin dış dünyayı algılamasına bağlı” diyen Achor, “Nerede olursak olalım, kafa yapımızı değiştirmek için çalışırsak olumluluğumuzu ve dolayısıyla mutluluk seviyemizi artırabiliriz. Bilimsel verilere göre, mutluluk seviyesi arttıkça aynı zamanda başarı oranları da yükseliyor” şeklinde konuşuyor.
Achor’un yaptığı araştırmalar olumlu yaklaşıma sahip çalışanların performansının, olumsuzların en az yüzde 30 üzerinde seyrettiğini de ortaya koyuyor. Olumlu bakış açısına sahip çalışanlar örneğin satışlarda diğerlerine göre yüzde 37 daha yüksek rakamları yakalıyorlar.
İşte bu nedenle Achor, olumlu yaklaşımın başarının en kesin ön habercisi olduğunu sürekli vurguluyor. Mutluluk gurusu Shawn Achor, yöneticilerin hem kendi hayatlarında hem şirketlerinde nasıl mutluluk yayabileceklerini ve olumlu beynin avantajlarını şöyle anlatıyor:
***
İnsan hayatında mutluluk, başarıyla birlikte mi gelir? Başarılı bir CEO aynı zamanda mutludur diyebilir miyiz?
Biz genelde çok çalışırsam başarılı olurum ve böylece mutlu da olurum diye düşünürüz. Oysa bu formül, bilimsel olarak yıkılmış durumda. Bu düşünce, bizim hem başarımıza hem mutluluğumuza engel oluyor.
Her kazandığımız zaferde beynimiz, belirlediği başarı hedeflerini, başarı çizgisini değiştiriyor. Örneğin, diyelim ki satış hedefinizi tutturdunuz, yöneticiler sizin hedefinizi artırır.
Ya da maaşınıza zam aldınız, bu yeni referans noktanız olur ve siz bir sonraki terfi ya da zamma ihtiyaç duyarsınız. Pozitif psikoloji araştırmalarına göre, tüm hayatınız boyunca her alanda başarı elde etseniz de mutluluğunuz aynı seviyede kalıyor.
Ama şu an pozitif bir beyin yaratmaya öncelik verebilirsek ansızın her işimiz hızla iyi sonuçlar verir. Modern ekonomide en önemli rekabetçi avantaj, pozitif ve meşgul bir beyindir.
Yöneticilerin, CEO’ların mutluluğu için bir formül var mı?
Mutluluğun formülü, herkes için aynı. Tek bir farkla yöneticiler, şirketlerinde mutluluğu yayacak bir dalga etkisi yaratacak fırsata sahip.
Kendinize her gün yapacağınız günlük pozitif bir alışkanlık yaratın. Her sabah işe gider gitmez, bu alışkanlıkla güne başlayın. Bu alışkanlık, minnettar olduğunuz üç öğeyi yazmak, 5 dakikalık bir meditasyon ya da işteki iyi bir deneyimle ilgili günlük tutmak olabilir. Hatta en etkilisi, sosyal çevrenizden birine, onu öven ya da teşekkür eden bir mail yazabilirsiniz.
Sosyal çevre, aynı zamanda kişinin yaşam süresinin de artmasını sağlıyor. Biz hayatımızda olumsuzu yenmek için o kadar çok savaşıyoruz ki olumlu olmanın ne kadar güç verdiğini unutuyoruz…
Sosyal çevre oluşturma da sosyal medya da etkili mi?
Sosyal medya da mutlu ediyor mu?
Başarıda da ön belirleyici, bu tip bir sosyal çevreyi kurabilme yeteneği olarak görülüyor. İster yüz yüze kişisel yollarla ister sanal olarak çalışanların diğerleriyle meşgul olması, birbirlerine destek vermesi işyerinde mutluluk getiriyor.
Sosyal çevre, mutluluk seviyesinde en önemli öğelerden biri. Gerçekte en iyi performans gösteren yöneticiler, stresli zamanlarda da kendilerini sosyal ortamdan mahrum bırakanlardan değil, sosyal çevrelerine yatırım yapmaya devam edenlerden çıkıyor. Eğer Facebook gibi yerlerden bağlantı kurduğunuz arkadaşlarınızla dışarda da yüz yüze görüşmeye başlarsanız verdikleri sosyal destek artıyor.
