Türkiye’de malvarlığı bulunan ve kafe işletmeciliği yapan iş insanı Hasan Uzun, edindiği işletmecilik tecrübesini yurt dışında da sürdürmek amacıyla Avrupa ülkelerine gitti. Bazı Avrupa ülkelerinde incelemelerde bulunan Uzun, son olarak Hollanda’da şirket kurarak bir iş yeri açmaya çalıştığı sırada polis tarafından gözaltına alındı.
Uzun’un avukatı tarafından yapılan açıklamaya göre, Hollanda yargısı tarafından müvekkiline yönelik suçlamalar arasında Papa Franciscus’a yönelik suikast planı, JSKS adlı terör örgütüne üyelik, silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma iddiaları yer aldı.
Suçlamaların niteliği gerekçe gösterilerek Uzun, Hollanda’dan İtalya’ya iade edildi. İtalya’daki yargılama sonucunda ise Uzun hakkında yalnızca silah ve bu silaha ait mermileri bulundurma suçundan ceza verildi. Kararın itiraz aşamasında olduğu belirtildi.
Uzun’un avukatı, yaşanan sürecin başından sonuna kadar ciddi soru işaretleri barındırdığını savunarak, “Müvekkilim organize bir kötülük ile karşı karşıya kalmıştır” ifadelerini kullandı.
“İade kararının gerekçesi sorgulanmalı”
Avukat tarafından yapılan açıklamada, Hollanda yargısının Uzun’u Papa Franciscus’a yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddiaları kapsamında İtalya’ya iade ettiği, ancak bu suçlamaların İtalya’daki yargılama sürecinde karşılık bulmadığı belirtildi.
Açıklamada, “Hollanda yargısı, Papa Franciscus’a yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddiaları konusunda müvekkilimi İtalya’ya iade etmiş olmasına rağmen, İtalya’da bu suçlamalarla ilgili yeterli delil bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durumda müvekkilimin hangi gerekçeyle ve hangi delillerle iade edildiği sorgulanmalıdır” denildi.
Avukat, Türkiye’nin başka ülkelerden yaptığı iade taleplerinde insan hakları ve benzeri gerekçelerle ret kararları verilebildiğini belirterek, Uzun’un iadesinde ise yeterli inceleme yapılmadığı iddiasını gündeme getirdi.
“Dokuz ay takip edildi,
neden müdahale edilmedi?”
Papa Franciscus’a yönelik suikast planı iddiasının da ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini savunan Uzun’un avukatı, müvekkilinin yaklaşık dokuz ay takip edildiğini belirtti.
Açıklamada, “Eğer gerçekten Papa’ya yönelik bir suikast planı söz konusu ise ve müvekkilim bu planın şüphelisi olarak değerlendiriliyorsa, neden dokuz ay boyunca takip edilmiştir? Gerçekten böyle bir plan mevcut olsaydı neden aylarca herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır?” soruları yöneltildi.
Avukat, iddianın başından itibaren asılsız olduğu kanaatinde olduklarını ifade ederek, olayın İtalya iç siyaseti, Vatikan ve istihbarat örgütleri arasındaki çekişmeler ya da kamuoyuna yansımayan başka gündemlerle bağlantılı olabileceğini ileri sürdü.
“Savunma hakkı kısıtlandı”
Uzun’un avukatı, yargılama sürecinde müvekkilinin savunma hakkının da kısıtlandığını iddia etti.
Açıklamaya göre, Uzun’un talep ettiği bazı kamera kayıtları dosyaya getirtilmedi, avukatlarının tercüman olmadan kendisiyle görüşmeye çalıştığı ve tercümesi bulunmayan bazı evrakların müvekkiline imzalatılmak istendiği ileri sürüldü.
Avukat, “Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan savunma hakkı müvekkilim açısından etkin şekilde kullanılamamıştır” ifadelerini kullandı.
“Başlangıçtaki ağır suçlamalar yok, geriye silah suçlaması kaldı”
Açıklamada, sürecin sonunda başlangıçta gündeme getirilen Papa’ya yönelik suikast planı ve terör örgütü üyeliği suçlamalarının ortadan kalktığı, Uzun’un yalnızca silah ve mermileri bulundurma suçundan ceza aldığı vurgulandı.
Avukat, durumu, “Dağ fare doğurdu” sözleriyle değerlendirdi.
Açıklamada, “Müvekkilim başlangıçta Papa Franciscus’a yönelik suikast planı, terör örgütü üyeliği, silah ve mermi bulundurma gibi son derece ağır iddialarla suçlandı. Ancak yargılama sonunda yalnızca silah ve mermi bulundurma suçundan ceza verildi” denildi.
“Kamera kayıtları neden getirtilmedi?”
Uzun’un avukatı, dosyada yer alan bazı delillerin yeterince araştırılmadığını da ileri sürdü.
Müvekkilinin telefonuna SIM kart temin ettiği belirtilen işletmede görev yapan bir kişinin, Uzun’un 500 euroluk banknotlar çıkardığı ve eski SIM kartını kırdırdığı yönünde beyanda bulunduğu belirtildi.
Ancak avukat, işletmeye ait kamera kayıtlarının eksiksiz şekilde dosyaya alınması halinde söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkacağını savundu.
Benzer şekilde, Uzun’a ait çantanın bulunduğu kafedeki kamera kayıtlarının da tamamının dosyaya dahil edilmediği ileri sürüldü. Avukata göre, kayıtların tamamı incelendiğinde çantanın iki kişi tarafından karıştırıldığının görülebileceği iddia edildi.
“Silah üzerinde müvekkilimin parmak izi ve DNA’sı yok”
Dosyanın en önemli noktalarından birinin silah üzerindeki adli incelemeler olduğunu savunan avukat, silah üzerinde Hasan Uzun’a ait parmak izi veya DNA kalıntısı bulunmadığını belirtti.
Açıklamada, silahın kapalı bir kutu içerisinde bulunmadığı, iddiaya göre çantanın içerisinde çıplak şekilde bulunduğu ifade edilerek, “Müvekkilim silahı çantaya koymuş olsaydı üzerinde parmak izi veya DNA kalıntısı bulunması gerekirdi” değerlendirmesi yapıldı.
Avukat ayrıca, çantanın polis tarafından açıldığını ve silahın herhangi bir ön inceleme yapılmadan, parmak izi ve diğer adli incelemeler gerçekleştirilmeden polisler tarafından çıplak elle tutulduğunu iddia etti.
Bu nedenle silah üzerinde polislerin parmak izlerinin bulunmasının da delillerin güvenilirliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
“Basına farklı terör örgütleriyle ilişkilendirildi”
Açıklamada, Hasan Uzun’un süreç içerisinde İtalya basınında farklı terör örgütleriyle ilişkilendirildiği de ileri sürüldü.
Avukata göre Uzun, Hollanda’dan iade talep edildiği dönemde JSKS terör örgütü üyesi olarak, İtalya’ya getirildiğinde ise “Bozkurtlar” ve Ağca’nın grubuyla bağlantılı kişi olarak kamuoyuna yansıtıldı. Daha sonraki süreçte ise IŞİD ile ilişkilendirildiğinin İtalyan basınına servis edildiği iddia edildi.
Avukat, bu farklı suçlamaların kamuoyu algısı oluşturmak ve yargı kararlarına gerekçe hazırlanmak amacıyla kullanıldığı kanaatinde olduklarını ifade etti.
“Dosyadaki bazı belgeler müvekkilime verilmiyor”
Uzun’un avukatı, müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen Hollanda yargısına iade amacıyla gönderilen iddianamenin kendisine verilmediğini, bazı belgelerin ve gerekçeli kararların da tebliğ edilmediğini ileri sürdü.
Ayrıca müvekkilinin lehine olabilecek delillerin, kamera görüntülerinin ve kayıtların önemli bir bölümünün dosyada bulunmadığı iddia edildi.
Avukat, bu durumun adil yargılanma hakkı açısından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savundu.
“Siyasi bağlantı şüphesi oluştu”
Dosyada Hasan Uzun’un yakını olduğu belirtilen ve Cumhurbaşkanı ile resmi bulunan bir şahsa ait fotoğrafların yer aldığı da açıklamada dile getirildi.
Avukat, bu durumun dosyanın siyasi bir zemine çekilmek istendiği yönünde şüphe oluşturduğunu belirterek, yaşananların “bir üst akıl tarafından organize edildiği” izlenimi oluşturduğunu savundu.
Açıklamada, Papa’ya yönelik suikast iddiasının bulunması nedeniyle Vatikan’ın da dosyada daha görünür şekilde yer alması gerektiği ileri sürüldü.
“Müvekkilim aylarca özgürlüğünden mahrum bırakıldı”
Hasan Uzun’un uzun süre tutuklu kaldığı belirtilen açıklamada, “Müvekkilim adeta Papa’nın ölüsü ile aylarca hücrede kalmıştır” ifadelerine yer verildi.
Uzun’un daha sonra denetimli serbestlik hükümleri kapsamında evine çıkarıldığı ancak ev hapsi şartlarının oldukça ağır olduğu ileri sürüldü.
Avukat, müvekkilinin yemek siparişi vermesinin dahi yasak olduğunu belirterek, uygulanan tedbirlerin hapishaneden daha ağır koşullar oluşturduğunu savundu.
“Uluslararası ve amacı belli olmayan kirli bir oyun”
Hasan Uzun’un avukatı, yaşananların yalnızca bir yargılama süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, olayın arka planında uluslararası ve amacı henüz tam olarak ortaya konulamayan bir yapı bulunduğu kanaatinde olduklarını açıkladı.
Açıklamanın sonunda, “Müvekkilim uluslararası ve amacı belli olmayan kirli bir oyun sonucu cezalandırılmış ve halen cezasını çekmektedir. Başlangıçta son derece ağır suçlamalarla gündeme getirilen dosyanın sonunda yalnızca silah ve mermi bulundurma suçundan ceza verilmesi, sürecin tamamının yeniden sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Uzun hakkında verilen kararın itiraz aşamasında olduğu bildirildi.
