Zorluklar yaşamımızın doğal hâlleridir. Zorluklarla kolaylıklar yan yanadır. Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur: “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (94/İnşirâh suresi, 5-6) Yaşamımızda beklenmedik olaylar, acılar, dertler, sıkıntılar olabilir.
Yaşamımızda iyilikler ve kolaylıkların yanında zorlukların olması mücadelenin, çabanın gerekliliğini gösterir.
Yaşamımızda karşılaştığımız zorluklara göğüs germek, onlarla mücadele etmek gerekir. Hayatın sıkıntılarını aşmak için gösterdiğimiz çaba bizi bir gün mutlu sona erdirecektir. Söz gelimi, okuyup doktor, mühendis, öğretmen vb. olmak kolay bir şey değildir. Ancak yıllar boyu süren öğrencilik yaşamında gösterilen sabır, çaba ve istek, sonunda bireyi başarıya götürür.
***
Allah yaşamda önümüze çıkan engelleri aşmamız için başarma gücü ve yeteneği vermiştir. Bu güç ve yetenek sayesinde birçok zorluğu aşabiliriz. Yaşamda karşılaştığımız zorluklar karşısında paniğe kapılmamak, başaramam endişesine düşmemek ve mücadeleden kaçmamak gerekir.
Çünkü zorluklarla mücadele etmek iradeli, kişilikli ve sağlam karakterli insana yakışan davranıştır. Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ey inananlar! Dayanın, direnin ve (Allah’a) saygılı olun ki başarasınız.” (3/Âl-i İmrân suresi, 200) Yaşamda karşılaşılan zorluklar karşısında paniklemek, başarısızlık duygusuna kapılmak ve mücadeleden kaçmak ise iradesiz ve kişiliksiz insanların davranışlarıdır.
Güçlükler karşısında Allah’tan yardım istemeliyiz. Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur: “Allah’ım gücümüzün dışında bize bir şey yükleme…” (2/Bakara suresi, 286)
Zorlukları aşmak bize güç kazandırır. Karşılaştığımız her türlü engeli aşabileceğimizi düşünürüz. Kendimize olan güvenimizi tazeleriz. Zorlukları aşmaktan sonra gelen başarı bizi daha özgür ve daha mutlu kılar.
Davranışlarımda Doğru Bilgiye Dayanırım:
Bir davranışı yapmadan veya bir sözü söylemeden önce o konuyla ilgili doğru bilgiye sahip olmak gerekir.
Allah şöyle buyurur: “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (17/İsrâ suresi, 37)
Davranışlarımızda doğru bilgiye dayanmalıyız. Bazı insanlarda duyduğu her söze inanma eğilimi vardır. Bu durum insanların zarar görmesine neden olabilir. Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ey inananlar, size bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (49/Hucurât suresi, 6)
İnsanlar, yaşamlarında huzurlu, mutlu olmak ve ilerlemek istiyorlarsa doğru bilgilere dayanan davranışlarda bulunmalıdırlar. Doğru bilgilere dayanarak yapılan davranış bilinçli davranıştır. Bu da insana huzur ve mutluluk getirir.
Dini öğrenmek ve başkalarına yararlı olmak için de doğru bilgiye dayanmak gerekir. Dinde doğru bilgiye ulaşmak, dini temel kaynaklarından doğru bir şekilde öğrenmekle gerçekleşir. Bu temel kaynaklara dayanmayan görüşler bizi yanlışlara, tutuculuğa götürür.
Üç Öğüt:
Adamın biri bir kuş yakalamış, kuş kendisini bırakması karşılığında ona üç öğüt vereceğini söylemiş. Öğüdün birini adamın elinde, birini ağacın dalında, diğerini de uçarken vereceğini belirtmiş. Adam da bu teklifi kabul etmiş.
Kuş adamın avucunda iken birinci öğüdü söylemiş: “Her duyduğun söze hemen inanma.” Adam kuşu bırakmış. Kuş ağacın dalına konunca ikinci öğüdünü söylemiş: “Kaybettiğin şeye üzülme.” İkinci öğütten sonra kuş adama şöyle seslenmiş. “Beni bırakmakla hata ettin.
Çünkü benim midemde 300 gr inci var.” Bunun üzerine adam kuşu bıraktığına pişman olmuş, dövünmüş ve kuştan üçüncü öğüdü istemiş. Kuş üçüncü öğüdü açıklamış: “Verdiğim diğer öğütleri tuttun mu ki üçüncüsünü vereyim. Az önce ben senin elindeydim. İyice düşünürsen 50 gr bile gelmeyeceğimi bilirsin. Benim midemde 300 gr inci nasıl olabilir ki?” demiş ve uçup gitmiş.
Görgü Kurallarına Uyarım:
Görgü kuralları, insanlar arası ilişkilerde benimsenmesi ve uyulması gereken kurallardır. Ancak bu kurallar, kanunlar gibi yazılı ve yasal yaptırımlara sahip değildir; onlara uyanlar takdir edilir, uymayanlar kınanır ve hoş karşılanmazlar.
İnsanlarla olan ilişkilerimizde görgü kurallarına uymayanları çoğu kez “görgüsüz” olarak nitelendiririz.
İnsanların birlikte huzur içinde yaşayabilmeleri için görgü kurallarına titizlikle uymaları gerekir. Görgü kurallarına uymamak, ilişkilerin bozulmasına ve toplumsal değerlerin zarar görmesine neden olur. Örneğin bu kurallara uymayanlar, insanlar tarafından sevilmez ve sayılmazlar.
Dinimizin insanlar arası ilişkilerdeki öğütleri, görgü kurallarını içermektedir. Örneğin Allah Kur’an’ı Kerim’de, “Ey iman edenler, kendi evlerinizden başka evlere izin almadıkça, selâm vermedikçe girmeyin…” (24/Nûr suresi, 27), “Güzel davranışlarda bulunun ki kurtuluşa eresiniz” (22/ Hac suresi, 77) buyurmaktadır.
İnsanlar, toplum içinde ölçülü olmalıdırlar. Görgü kuralları bu ölçüyü kazandırır. Bu nedenle, bu kurallara uymak toplumun huzur ve düzeni için gereklidir.


