Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 1,325
DOLAR 7.85
EURO 9.52
ALTIN 462.87

PERSONALARI ÇIKARTSAK MI?34178 defa okundu

kategorisinde, 06 Tem 2020 - 10:03 tarihinde yayınlandı
PERSONALARI ÇIKARTSAK MI?

İnsanlar, hayatı boyunca ortama ve mekana uyum sağlaya bilmek için farklı ruh haline bürünüyorlar.  Bir takım şeyleri elde edebilmek için kendi öz benliğinde uzaklaşıp, başkalarının istediği şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. İnsanlar hiçbir zaman kendi gerçek yüzlerini ortaya çıkarmazlar ve yüzlerinde sürekli takılı olduğu fakat hiçbir zaman görmediğimiz Personalarıyla yaşarlar.

Persona, Türkçe karşılığıyla maske anlamına gelmektedir. Jung tarafından ortaya atılan, bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı tanımlar. Kısaca başkalarını etkilemek için gerçek doğamızı yani benliğimizi gizleyerek yüzümüze taktığımız maske anlamına gelir. Aslında persona doğru kullanıldığında insanlara birçok fayda sağlayabilir. Mesela ego düşüklüğü yaşayan biri için Persona bir savunma mekanizması haline gelebilir. Fakat insanlar personasıyla çok özdeşleşir ve onsuz bir saniye bile yapamayacak halle gelir. Yaşamları boyunca iki karakterle hareket etmeye başlarlar. Personalarını sadece evlerine gittiklerinde çıkartırlar.

Yapılan bir araştırmaya göre persona kullanımının en yüksek olduğu mecra siyaset olduğu ortaya çıktı. Özellikle yönetici konumda bulunan insanların persona kullanımına büyük önem verdiği ve onsuz iletişimlerinde problemler yaşadığı gözlemlendi. Yöneticiler, kendi ideolojilerine karşı olanları etkileyebilmek ve fikirlerini değiştirmek için bazen bir değil iki veya üç personaya ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar. Çünkü karşıt düşüncenin isteklerine, uyuşmayan fikirlerine ve o anki söylemlerine saygı duymak ve onlar gibi hareket etmek gerekir. Buda  yönetici için personanın önemini gösterir.

Persona sadece siyasette değil, aile bireyleri içerisinde, öğretmen öğrenci, yazar kalem, karı koca, sevgililer…  arasında da gereğinde çok fazla kullanılmaktadır.  Mesela toplumun dilinde düşmeyen klişe bir söz vardır;’’ evlilik aşkı öldürür ‘’ diye, peki neden öldürüyor diye sorduğumuzda karşımıza bir sürü cevap geliyor.  Aslında cevabı  çok basit, ilişki sırasında ikinci benliğimizi gösteriyoruz bir birimize yani personalı yüzümüzü kullanıyoruz. Karşımızdakini elde edebilmek için onun duygu ve düşüncelerini öğrenip onlara göre hareket etmeye başlıyoruz. Elde ettiğimizde nasıl olsa istediğimiz duruma getiririz düşüncesine kapılıp öz benliğimizden uzaklaşıyoruz. Farkına varmadan ilişkinin temeline dinamit yerleştiriyoruz adeta. Evlendikten sonra o personalar çıkıyor ve öz benlik ortaya çıkıyor. Sonrasında ne mi oluyor? Başlıyor tartışma ve iç huzursuzluk. Özellikle şu kelime çok kullanılıyor;’’ sen evlendikten sonra çok değiştin, eskiden hiç böyle değildin’’…

NEYSEN O OL. NE YAPABİLİYORSAN SADECE ONU YAP!

İşte böyle bir hayat yaşamamak için insanın hiçbir zaman kendi kimliğinden uzaklaşmaması gerekir. Farklı bir kimliğe bürünerek hem kendini hem de karşısındakini kandırmak insana bir katkısı olmaz. Yapabildiklerinle kabul edilmeli ve sevilmeli insan. Çıkarların için liderlik, babalık, dostluk, abilik, hocalık vb. gibi yapmak sadece karakter yoksunluğun göstergesidir.  Friedrich Nietzsche’nin çok sevdiğim bir sözü var, ‘’ “Neysen o ol. Ne yapabiliyorsan sadece onu yap.” Başkalarını mutlu etmek için kendi mutluluğundan fedakarlık verdiğimizin farkında olmalı insan.

SAYGILARIMLA.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Bilal GÜLTEKİN
YORUM YAZ