Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 105,520
DOLAR 6.82
EURO 7.57
ALTIN 379.24

Dünya Hayatı Bir İmtihandır328 defa okundu

kategorisinde, 07 Nis 2020 - 16:42 tarihinde yayınlandı

Kur’an-ı Hakim’de; o, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır buyuran Yüce Rabbimiz, yaratmış olduğu her bir varlık için, varlığını devam ettirebileceği bir alan da meydana getirmiştir. İnsanoğlu için bu dünyayı hazırlamış, hayatını devam ettirebilmesi için sayısız nimetler vermiştir. Rabbini tanımak, bilmek ve yalnız ona kulluk etmek amacı ile bu dünyada can bulan insan, kısa bir yaşamdan sonra ölümle birlikte bu dünya hayatını nihayete erdirmektedir. İnsanoğlunun asıl yaşamı fani olan bu dünya hayatı değil ölümden sonra başlayacak olan ahiret hayatıdır. Dünya hayatının önemi ve anlamı işte bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Dünya hayatı ebedi sürecek olan ahiret hayatı için bir tarla mesabesindedir ve çok önemlidir. Dünya hayatında insana hayatını idame ettirebilmesi için bahşedilen her şey hiç şüphesiz insanın ölümü ile birlikte dünyada kalacaktır. Bu sebeple Ahiret hayatına iman edildiği ve ahiret hayatı için gerekli hassasiyet gösterildiği kadar bu hayat ve bu hayatta insanın sahip olduğu imkanlar önem kazanmaktadır. Ebedi hayat olgusu ve hesap verme bilinci zihinlerde canlı tutulursa ve gönülde bu iman kendine sarsılmaz bir yer edinirse dünya hayatının asıl manası ortaya çıkacaktır. Bu mananın adı; İmtihandır.
İnsanoğlunun atası ve ilk peygamberi olan Hz. Adem (a.s.)’ın dünyaya gönderilmesinden günümüze kadar yaşamış olan bütün insanlar imtihana tabi tutulmuşlardır ve her bir insanın imtihanı da farklıdır. Kimi zenginliğiyle, kimi fakirliğiyle, kimi evlatlarıyla, kimi eşiyle, kimi ana-babasıyla, kimi hastalıkla vb. birçok farklı imtihan şekli ile imtihan edilmiştir. İmtihanlar ayrı ayrı olsa da imtihanlarda başarılı olma şekli ise tekdir. O da; sabır. İmtihanların zorluğunu hafifletecek olan, başarının anahtarı, sabırdır. Yüce Rabbimiz, imtihan şekillerini, sabrın önemini ve sonuçta sabrın kazanımlarını Kur’an-ı Kerim’de bizlere şöyle bildirmektedir;
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.” ( Bakara, 2/155-157 )
Hz. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde cehennemliklerin dünyada çekmiş olduğu ferahın, cennetliklerin ise dünyada çektikleri sıkıntıları cehennem ve cennete nispetle şöyle anlatmakta ve dünyada çekmiş olduğumuz imtihanın neticesinde cennet ile mükafatlandırılacağımız için dünyalık meşakkatin hiçbir öneminin olmadığına şöyle işaret etmektedir.
“Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra:

  • Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nâil oldun mu? denilir. O kişi:
  • Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir cennete bir kere daldırılır. Ona da:
  • Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de:
  • Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.” ( Riyazü’s-Salihin-463 )
    Dünya hayatında insanoğluna verilenler geçici birer metadır ve insanoğlu ölümle bu geçici metaların tümünden istese de istemese de ayrılacaktır. Kendisiyle kalacak olan amelleridir. Bu gerçeği Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde bizlere şöyle haber vermektedir;
    “Ölen kimseyi peşinden üç şey takip eder: Aile çevresi, malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, biri ise kendisiyle birlikte kalır. Aile çevresi ve malı geri döner; yaptığı işler kendisiyle birlikte kalır.” (Riyazü’s-Salihin-462 )Asıl yaşam alanı olan Ahiret için bir imtihan sahası olarak yaratılmış olan bu dünya imtihanında niceleri başarılı olurken niceleri de kaybetmiştir. Hz. Adem, Cennette bir meyveyle imtihana tabi tutulmuş, imtihanında başarısız olunca yeryüzüne gönderilmiş, hatasını anlayınca Rabbine niyazda bulunmuş hatasından dönmüş, dünya ve Ahiret için kazananlardan olmuştur. Firavun dünyada yaratılış hikmetini anlamamış, yaratıldığını unutup ilahlık iddiasında bulunmuş, Yüce Allah kendisinin yanlış yolda olduğunu ve gerçek doğruya dönmesi için kendisine peygamber göndermiş, buna rağmen hatasından dönmeyen firavun, imtihanını kaybetmiştir. Hz. Eyüp, kendisine verilen hastalığa sabretmiş, kendisinden hiçbir zaman isyan sözcükleri çıkmamış ve imtihanını kazananlardan olmuştur. Hz. Nuh’un oğlu tufan koptuğu zaman babasının gemide olduğunu gördüğü halde, Babasının kendisine uzattığı eli tutmamış, boğulup imtihanını kaybetmiştir. Sevgili Peygamberimiz, kendisine verilen görevleri harfiyen yerine getirmiş, dünya hayatını bir ağaç gölgesinde bir müddet kalıp oradan ayrılan yolcuya benzetmiş, bu hayatı ahiretin kazanılması açısından değerlendirmiştir. Hz peygamberin tebliğine kulak vermeyen Mekke müşrikleri geçici dünya hayatını ebedi zannetmişler ve imtihanlarını kaybetmişlerdir.  
    Dünya hayatının bitmeyeceğine aldanmak insan için sıkıntıların başlangıcıdır. İmtihanın unutulmasının temel sebeplerindendir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de akıllarımız için bir benzetme yaparak dünya hayatının faniliğine ve dünya hayatının çekiciliğine aldanmanın insana açmış olduğu sıkıntıyı şöyle anlatmaktadır;
    “Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz” (Yunus, 10/24)
    Bir diğer ayet ise şöyledir;
    “Onlara dünya hayatının neye benzediğini söyle! Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir suya benzer ki, onunla yeryüzünün bitkileri gelişip birbirine karışır ve sonunda rüzgârların savurup uçurduğu kuru bir çöp kırıntısı haline döner. Allah, her şeyi meydana getirmeye gücü yetendir. Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Ebedî kalacak iyi işler ise Rabbinin katında hem sevap bakımından daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.” (Kehf, 18/45-46)
    Büyüklerimiz aklı “bir işin sonunu düşünebilmek” olarak tanımlamıştır. O halde akıllı olan kişi ahir ve akibetini düşünüp hazırlık yapandır. Yine akıllı kişi rabbinin kendisinden istemiş olduğu emir ve yasaklara ve beraberce yaşadığı insanların haklarına riayet edendir.
    İçerisinde bulunmuş olduğumuz üç aylarda ve Ramazan-ı Şerif’in gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde bu ayların bizlere sağlamış olduğu bu manevi iklimde hayat imtihanımızın başarılı geçmesi ve ahirette mutluluğu yakalayanlardan olmak için tüm çabamızı sarf edelim. İmtihanda olduğumuzun farkında olalım. Ne ile imtihan olduğumuzun farkında olursak o hususlarda alacağımız tedbirler bizler için daha faydalı olacaktır. Dünya hayatının geçiciliğini unutmayalım. Her daim aklımızda olmasına gayret gösterelim. Ölümden sonraki asıl hayatımız için amellerimizi çoğaltalım.
Haber Editörü : Tüm Yazıları
Abuzer ÜÇTAŞ
YORUM YAZ